İletişim Adresi

   
  ORHAN YILDIZ
  Erozyon Sel Toprak Kaymasi Cig ve Yangin
 


EROZYON, SEL, TOPRAK KAYMASI, ÇIĞ ve YANGIN



Erozyon ve Önleme Çalışmaları

Erozyon, su ve rüzgar gibi doğal etkenlerle toprağın bulunduğu yerden koparılıp başka yerlere taşınmasıdır.

Yağmur taneleri, toprağa düştükten sonra birleşerek eğimli yamaçlar boyunca akmaya başlar. Yamaçları kaplarcasına akan bu yüzey sularına selinti suları denir. Selinti suları, aktıkları yamaç boyunca beraberlerinde toprak tanelerini de sürükleyerek götürür. Bu durum, yamaçlardaki toprak tabakasının süpürülmesine ve yamaçların çıplak kayalıklar haline gelmesine yol açar. Akarsular da tıpkı selinti suları gibi geçtikleri yerlerdeki topraklan aşındırıp sürükler.

İnsanların bitki örtüsünü tahrip etmesi, erozyonun meydana gelmesinin ve büyük zararlara yol açmasının en önemli nedenidir. Çünkü bitki örtüsünden yoksun yerlerde toprak tabakası, selinti suları ve akarsular tarafından çok daha kolayca süpürülüp götürülür. Oysa bitki örtüsüyle kaplı yerlerde durum, tam tersinedir. Otlar ve ağaçlar kökleriyle toprağı tuttukları için buralarda toprak kaybı daha az olur.

Rüzgar da özellikle çıplak arazilerde, toprağın kuru ve taneli olduğu yerlerde erozyona neden olur. Rüzgar süpürmesi yoluyla ince taneli ve verimli topraklar taşınıp başka yerlere götürülür.

Ülkemizde dağ kuşakları geniş yer tutar. Bu nedenle arazi oldukça engebeli ve yamaç eğimleri oldukça fazladır. Ayrıca doğal bitki örtüsü büyük ölçüde yok edilmiştir. Bu nedenlerle erozyon yurdumuzda yaygın olarak görülmektedir. Öyle ki ülkemizde her yıl yüzlerce kamyon dolusu toprak erozyonla yok olmaktadır. Yurdumuzda bir yılda erozyonla kaybolan bu toprak ile Kıbrıs adası 10 cm toprakla kaplanabilir.

Erozyonun ülkemize verdiği zarar bununla da kalmamaktadır. Erozyonun etkisiyle tarımsal verim azalmakta, taşkınlarla ve millenmeyle tarım arazileri bozulmaktadır. Ayrıca akarsuların taşıyıp getirdiği binlerce ton toprak, çakıl, kum vb. maddelerle baraj göllerimiz dolmaktadır.

Erozyonu önlemek ve toprağı korumak için alınabilecek başlıca önlemler şunlardır:

Doğal bitki örtüsü korunmalı ve çıplak yerler ağaçlandırılmalıdır.

Yamaçlar basamaklandırılmalı ve ağaçlandırılmalıdır.

Yamaçlardaki tarlalar, bayır aşağıya değil. enlemesine sürülmelidir.

Mera alanları korunmalı, aşırı otlatma yoluyla meraların bozulması önlenmelidir.

Ülkemizde erozyonu önleme konusunda gerekli tedbirler alınmazsa, özellikle bitki örtüsünün yok olmasına bağlı olarak, yağışlar azalacak ve kurak bir iklim başlayacaktır. Bu durum ise ülkemizin yakın bir gelecekte çölleşebileceği anlamına gelmektedir.

Yurdumuzda erozyonla mücadele konusunda çeşitli devlet kuruluşlarının yanı sıra, dernek ve vakıflar da çalışmalar sürdürmektedir. Bu kuruluşlar içerisinde erozyonla ilgili en etkili çalışmayı, Türkiye Eroz­yonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) yürütmektedir. Bu vakfın kuruluş amacı ulusumuza, toprak erozyonunun sonuçlarını ve ülkemizin çöl olma tehlikesini anlatmak, erozyonu önleme çalışmalarına destek sağlamaktır. TEMA, kamuoyunu erozyon tehlikesi konusun­da bilgilendirmek için çeşitli çalışmalar yürütmek­tedir. Bunun yanı sıra, erozyonu önleme çalışmalarına da etkin olarak katılmaktadır. TEMA, bu amaçla yurdun çeşitli yerlerinde ağaçlandırma ve meraların iyileştirilmesi çalışmalarını sürdürmektedir.

TEMA Vakfının yanı sıra amaçları arasında erozyonla mücadelenin bulunduğu ulusal ve uluslar arası sivil kuruluşlar da vardır. Yeşil barış anlamına gelen Greenpeace (Grinpis) adındaki örgüt ve Doğal Hayatı Koruma Vak­fı yurdumuzun dışında dünyada da çalışmalarını sürdüren kuruluşlardır. ÇEKUL (Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Vakfı) ise bu konuda yurt içinde faaliyet gösteren sivil kuruluşlarımızdan biridir.

Sel Baskınları ve Önleme Çalışmaları

Sağanak yağışlar ya da ani kar ve buz erimelerinin oluşturduğu sular, yamaçlardan aşağı hızla iner ve birleşerek çoğalır. Böylece sel baskını meydana gelir.

Sel baskını ve taşkınlar can kaybına yol açmanın yanı sıra çok sayıda ev ve diğer binaları kullanılamaz hale getirir. Tarla, bağ ve bahçelerdeki ürünler selden büyük zarar görür. Sel sularıyla taşınan kum, çakıl ve kil gibi maddeler bağ, bahçe ve tarlaların üzerini örter. Böylece, tarım toprakları verimsizleşir. Fabrika, atölye ve diğer iş yerlerinin sel sularından zarar görmeleri durumunda maddi kaybın yanı sıra birçok kişi işsiz kalır. Ayrıca yol, köprü, tünel vb. yerlerin zarar görmesi sonucu ulaşımda aksamalar olur. Pis suların çevreye yayılması ile de bulaşıcı hastalık tehlikesi baş gösterir.

Yurdumuzda sel baskınlarına ve taşkınlara sıkça rastlanır. Ülkemizde yağışların daha çok ilkbaharda düşmesi sonucu sel ve taşkınların en çok görüldüğü mevsim ilkbahardır. Yaz mevsiminde de sağanak yağışlara bağlı olarak sel ve taşkınlar oluşmaktadır.

Sel baskınları ve taşkınlardan korunmak için her şeyden önce, doğal bitki örtüsünün, özellikle de ormanların korunması gerekir. Çünkü ağaçlar, yağmurun hızını keser ve yağmur sularının toprağa sızmasını sağlar. Böylece sular toprağın yüzünde birikmez ve sel oluşumuna yol açmaz. Ayrıca ağaç, gövdeleri, suyun yamaçtan aşağıya hızla akmasını önler.

Suyun hızını kesmek için yamaçların teraslandırılması, akarsu yataklarına setler yapılması ve göletler oluşturulması sel baskınlarının yol açacağı zararları büyük ölçüde azaltır.

Sel baskınlarından ve taşkınlardan korunmanın bir yolu da akarsu kenarlarına yerleşmenin önlenmesidir.

Toprak Kayması ve Önleme Çalışmaları

Toprak kayması, toprak örtüsünün. bulunduğu yerden koparak bir yamaç boyunca kayması ve aşağıda bir yerde birikmesidir. Toprak kaymasına heyelan da denir. Heyelan, ülkemizde sıkça rastlanan bir afettir.

Yağmur ve kar suları, yamaçları kaplayan toprağın içine sızar. Suyu geçirmeyen bir tabakaya rastlayınca burada birikir. Biriken sular, üstteki top­rak tabakasının altında kaygan bir zemin oluşturarak heyelan oluşumuna neden olur. Suyu içine almış, şişmiş ve ağırlığı artmış olanı toprak tabakası belli bir noktadan sonra yavaş yavaş ya da hızla kaymaya başlar. Kayan kitle bazen bir çamur biçiminde, bazen de büyük bir toprak kütlesi halinde yamaç aşağı akar ve bir yerde birikir. Bazen depremler de heyelana neden olabilmektedir.

Heyelan sonucu tarla, bağ, bahçe gibi tarım alanları kum, çakıl, taş vb. ile kaplanır. Heyelanlar can kaybına yol açtığı gibi tarım alanları ve binaların zarar görmesine de neden olur. Kimi zaman da kara ve demir yolları ile köprü ve tünellere zarar verir, ulaşım sistemlerini bozar.

Ülkemizde Heyelanların en sık görüldüğü yer, Doğu Karadeniz bölümüdür. çünkü burada yamaçlar daha dik, yağış miktarı daha fazladır. Ayrıca ülkemizde Heyelan olaylarının en çok görüldüğü dönem, ilkbahardır. Bunun da nedeni, bu mevsimin yurdumuzun birçok yerinde oldukça yağışlı geçmesidir.

Yol yapımı, taş ve maden ocağı açılması, kum vb. inşaat malzemelerinin alınması, yamaçlardaki dengeyi bozmakta ve heyelanlara yol açmaktadır. Bu nedenle dik yamaçlarda, yamacın dengesini bozucu bu tür faaliyetlere izin verilmemelidir. Yamaçlardaki bitki örtüsünün korunması ve çıplak alanların ağaçlandırılması da heyelan oluşumunu büyük ölçüde önler.

Bunlar dışında heyelan tehlikesi olan yerlerde yerleşime izin verilmemelidir. Ayrıca, yol yapımı esnasında, yolun heyelan olabilecek yamaçlardan ve yerlerden geçirilmemesine özen gösterilmelidir.

Çığ ve Buna Karşı Alınabilecek Önlemler

Yamaçlarda biriken karların, çeşitli nedenlerle yerinden koparak aşağıya doğru kayması veya yuvarlanması sonucu çığ oluşur, çığ esnasında aşağıya doğru hızla hareket eden kar kütlesi, yolu üzerindeki her şeyi ezer veya sürükleyip götürür.

Kar yağışının fazla olduğu yerlerdeki dağ yamaçlarında kalın bir kar tabakası oluşur. Bu tabaka, yer çekiminin etkisiyle aşağılara düşmeye hazır durumdadır. Bu düşmeyi kolaylaştıran ve hızlandıran çeşitli etmenler vardır. Bunlardan biri, kar tabakasının üzerine yağmur yağmasıdır. Yağmur suları, eriyen kar sularıyla birlikte kar tabakasının altına sızar. Gece sıcaklığın düşmesi sonucu alttaki bu su donarak bir buz tabakası oluşturur. Bu buz tabakası da üzerindeki karın yer değiştirmesini sağlayan kaygan bir zemin demektir. Bu nedenle ilkbahar yağışları ile birlikte çığ olayları artar. Havanın ısınması da çığ olaylarına yol açar. Hava sıcaklığının artması ile birlikte karların bir kısmı eriyerek sulu kar özelliği kazanır. Sulu kar ise yamaçlar boyunca kolayca kayar ve çığ olayına yol açar. Yamaçların çıplak olması ve yamaç eğiminin fazla olması çığ oluşumunu hızlandırır.

Depremler, şiddetli rüzgarlar, gök gürlemesi ve top atışı gibi olayların yarattığı titreşimler de çığ düşmesine yol açar.

Dağlık bölgelerde yaşayanlar, dağcılar, kayakçılar ve yolcular için çığlar büyük tehlike yaratabilir. Çığdan korunmak için herşeyden önce yamaçların ağaçlandırılması gerekir. Yamaçlarda duvar ya da setler yapılması da çığ oluşumunu engeller.

Yangınlar

Yangın, kısa sürede büyük zarar veren, can ve mal kaybına yol açan bir afettir. Ufacık bir kıvılcımla başlayan bir yangın, kısa sürede evleri, iş yerlerini, tarlalardaki ekinleri ya da bir ormanı yok edebilir.

Ülkemizde ne yazık ki sık sık iş yerlerinde ve evlerde yangınlar çıkmakta, büyük ölçüde can ve mal kaybı olmaktadır.

Ancak ülkemizde yangınların yok edici etkisi, en çok ormanlarımızda görülmektedir. Her yıl çeşitli nedenlerle çıkan birçok orman yangını, çok değerli varlıklarımız olan ormanları bir anda yok etmektedir. Doğal güzelliğin yok olmasının yanı sıra çıplak kalan yamaçlar; erozyon, sel ve heyelan etkisine açık hale gelmektedir. Ayrıca ormandaki canlı yaşamı sona ermekte, su kaynakları kurumaktadır.

Orman yangınlarının önlenebilmesi için yapılması gereken başlıca çalışmalar şunlardır:

1. Vatandaşlar bilinçlendirilerek orman yangınlarına yol açan yanlış davranışlara ve ihmallere son verilmelidir. Örneğin; ormanda, piknik alanı olmayan yerlerde ateş yakılması, yanlış bir davranıştır. Ayrıca piknik ateşinin söndürülmeden bırakılması ya da bir sigaranın söndürülmeden atılması gibi davranışlar, yangınlara yol açabilmektedir.

2. Orman yangınlarını anında öğrenmek çok önemlidir. Bunun için orman alanlarında yeterli sayıda yangın kulesi ve gözetleme yeri yapılmalıdır. Yangınları kısa sürede söndürebilecek itfaiye ekipleri yetiştirilip hazır bulundurulmalıdır. Ayrıca gözcülerin yangınları zamanında haber vermesi için telsiz ve telefonla haberleşme olanağı sağlanmalıdır. Böylece yangınları, fazla yayılmadan söndürme olanağı elde edilmiş olur.

3. Bunların yanı sıra il ve ilçelerde bulunan sivil savunma örgütleri de yangınların söndürülmesi ve kurtarma çalışmalarına katkılarda bulunmaktadır. Sivil savunma örgütleri düzenledikleri tatbikatlar ve diğer eğitici faaliyetleri vatandaşları yangınların önlenmesi, söndürülmesi ve kurtarma çalışmaları konularında bilgilendirmektedir.

4. Yangınlar hem doğaya hem de insanlara büyük zararlar verebilmektedir. Ülkemizde, yangınların yol açtığı zararların giderilmesi görevini, büyük ölçüde devletimiz üstlenmiştir. Bu nedenle ilgili devlet kuruluşlarımız, yangında zarar gören vatandaşlarımızın yardımına koşmakta ve ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışmaktadır. Ayrıca, yanan orman alanlarının ağaçlandırılması çalışmaları da yine devletimizin öncülüğünde yapılmaktadır.







 
 

ormela.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=