İletişim Adresi

   
  ORHAN YILDIZ
  Afganistan, Azerbaycan, Bangaldes, Bhutan ve Birlesik Arap Emirlikleri
 


AFGANİSTAN, AZERBAYCAN, BANGLADEŞ, BHUTAN ve BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ

AFGANİSTAN


DEVLETİN ADI: Afganistan Demokratik Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Kabil
YÜZÖLÇÜMÜ: 657.500 km2
NÜFUSU: 14.825.000 (1989)
RESMİ DİLİ: Puştu ve Farsça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Afgani

Merkezi Asya’da dağlık bir kara devleti. Doğu ve Batı Asya’yı birleştiren ana mihver üzerinde olup, Sovyetler Birliği, İran, Pakistan, Keşmir ve Çin ile çevrilidir. Geleneklerine bağlı 14 milyondan fazla nüfusu olan bir ülkedir.

Tarihi

Eskiden Türkistan’dan gelen Turan asıllı Kuşaniler, Afganistan’ı hakimiyetleri altına aldılar. Hazret-i Osman zamanında İslam orduları Kabil civarına kadar ulaştı. Miladi 627’de hazret-i Muaviye zamanında İslam orduları Herat, Belh ve Kabil şehirlerini fethettiler. Basra valisi Abdurrahman bin Samura kumandan idi. Bu tarihte Afgan halkı tamamen İslamiyeti seçerek müslüman oldu. Miladi 871’de Yakub bin Leys, Gazne’yi feth etti. Miladi onuncu asırda Gazneli Devleti kuruldu. Gazneli Devleti'nden sonra Afganistan’ın kuzeyi Selçuklularda kalıp, diğer kısmında Guriler Devleti kuruldu. Cengiz Han, Afganistan’ı ele geçirdi. Kurulan Tacik Devleti iki asır yaşadı. Timur Han bu devlete son verdi. Timur’un torunu Zahirüddin Muhammed Babür, Fergana’dan Kabil’e yürüdü ve şehri teslim aldı. Afganistan, Hint-Moğol İmparatorluğu ile İran arasında paylaşıldı.

İran Şahı Nadir Şah 1739’da Afganistan’ı ele geçirmek istedi. Suikastte ölünce, Nadir Şahın süvari birlik komutanı Ahmed Şah 1747’de yeni bir devlet kurarak Kabil’i başkent yaptı. Ahmed Şah ölünce karışıklıklar çıktı. Dost Muhammed karışıklıkları önledi ve 1835’te Afgan Emirliğini ilan etti. İngilizleri hezimete uğrattı ve 1857’de İngilizlerle antlaşma yaptı.

Ruslar 1868’de Semerkant ve Buhara’yı işgal ettiler. 1873 antlaşması ile Amu Derya (Ceyhun) Nehri Afganistan-Rusya sınırı oldu. Hindistan’da İslam devleti Gürganiye’yi yıkan İngilizler, on dokuzuncu yüzyılda Afganistan’ı işgal ettiler. Ülke sonra da Rusların istilasına uğradı. 1907 yılında İngilizler, Ruslarla anlaşarak Afganlılara yarı bağımsızlık verdiler. Emir Emanullah yönetiminde 1921 yılında tam bağımsızlığına kavuştu. Meşruti bir emirlik olarak idare edildi. 1964 yılında Muhammed Zahir Şah (1933-1973) bir anayasa hazırlatıp yürürlüğe koydu. Bu anayasa ile parlamento hükumeti kuruldu. Fakat 17 Temmuz 1973 tarihinde Muhammed Zahir Şahın İtalya’yı ziyareti sırasında General Muhammed Davud, askeri bir darbe ile hükumeti devirdi. 1964 Anayasasının yürürlükten kalktığını ilan edip, askeri bir konseyle memleketi idare etmeye başladı. Bu tarihten sonra Afganistan’ın siyasi tarihinde pekçok istikrarsızlıklar meydana geldi.

1978 yılına kadar icraatına devam eden Davud Han, 27 Nisan’da komünistlerin yaptığı bir darbe ile öldürüldü. Marksist Nur Muhammed Taraki hapisten çıkarılarak Afganistan Demokratik Cumhuriyetinin başkanlığına getirildi. Yeni komünist yöneticiler arasında kısa zamanda görüş ayrılığı ortaya çıktı. Dinine sıkı sıkıya bağlı Afgan halkı, idareci komünistlere karşı direnmeye başladı ve kısa zamanda birlik gerçekleşerek gerilla harbi şeklinde mücadeleye dönüştü. Ülkenin durumu 1979 yılında büsbütün karıştı. Bu yılın Şubat ayında Kabil’de ABD elçisi öldürülünce, Başkan Taraki, Mart ayında başbakanlığı Hafzullah Amin’e bırakmak zorunda kaldı. 16 Eylül’de saray darbesi sonucu başbakan Hafzullah Amin, Taraki’yi devirerek yönetimi ele geçirdi. Halk tarafından desteklenmeyen Amin, 28 Aralık 1979’da Rusya’ya giderek anlaşma imzaladı. Hemen arkasından Rusya, Kabil’e havadan asker indirdi. Memleketine ihanet ederek Rusları davet eden Amin öldürüldü. Rusya komünist rejimini uygulamak istediği bütün devletlerde olduğu gibi hemen kendisine bağlı Babrak Karmal’ı başa geçirdi. Rus askerlerinin mikdarı bir kaç günde 50 bini aştı. Zamanla bu mikdar 200 bini geçti. Halk, kitleler halinde Pakistan’a göçtü. Sovyet ordusunun Afganistan’ı işgal etmesi bütün dünya ülkeleri tarafından tepki ile karşılandı. Tek bir idare altında birleşen mücahidler, Rus askerlerine karşı uzun yıllar gerilla savaşı verdiler. Mücahidleri yenemeyen Rus birlikleri, Afganistan’ı terk etti ve bu işlem 15 Şubat 1989’da tamamlandı. Sovyet birliklerinin çekilmesi üzerine Muhammed Necibullah olağanüstü hal ilan etti. Bu sırada mücahidler Pakistan’da geçici bir hükumet kurdular. Sıbgatullah Müceddidi devlet başkanlığına getirildi. Fakat bir süre sonra mücahidler bölündü. Bu arada Müceddidi istifa etti, yerine Burhaneddin Rabbani getirildi. İç savaş devam etmektedir (1992).

Fiziki Yapı

Yüzölçümü 657.500 kilometrekare olan Afganistan, bölge yapısı, iklim ve bitki örtüsü bakımından geniş ölçüde farklılık gösterir.

Dik, karlı dağları, derin vadileri ve bitki örtüsü çok zayıf plato ve rüzgarlı çölleriyle kaba ve dalgalı bir arazi karakterine sahiptir. Ortalama yüksekliği 1220 metreyi geçer. Doğu-batı arası uzunluğu 1240, kuzey-güney arası 653 kilometredir.

Dağları:

Dağ silsileleri, kuzey-doğudaki Vakhan koridorundan güney-batıya doğru ülkeyi ikiye ayırır. En önemli dağ silsilesi Himalayaların uzantısı olan Hindikuş’lardır. Bu dağlar kuzey ve güney Afganistan arasında adeta bir set teşkil eder. 2987 m yüksekliğindeki Şibar en önemli geçittir. Hindikuş Dağları batıya doğru alçalarak İran sınırına kadar uzanır. Paropamisus dağ silsilesiyle birleşir. Ülkenin tam ortasında Kuhi Baba Dağı vardır.

Diğer önemli dağları doğuda bulunur. Bunlardan Sefid Kuh, Akdağ, Kabil’in güneyinde Logar Vadisine, batıya doğru uzanır. Bu dağları stratejik önemi çok büyük olan Hayber Geçidi, Kabil’in güneyinde ikiye böler. Daha güneyde Pakistan’daki Süleyman Dağlarının kuzey uzantısı vardır.

Kavaja Amran Dağı, Kandahar bölgesi ve Pakistan sınırı arasında güney-batıya uzanır. Hindikuşlar’ın kuzeyi, Amuderya Nehrinin kolları tarafından sulanan steplerle kaplıdır.

Gölleri:

Afganistan göl bakımından oldukça fakir bir ülkedir.

İklim

Afganistan’ın yazları sıcak ve uzun, kışları ise şiddetli derecede soğuk bir iklimi vardır. Güney - batı dışında yıllık yağış miktarı ortalama 1800 milimetredir. Yağışlar genellikle kasım ve nisan ayları arasında çoğunlukla kar şeklinde görülür. Kabil kış boyunca karlarla kaplıdır.

Afganistan’da kışın soğuğu, yazın sıcağından daha korkutucudur. Mevsim değişiklikleri oldukça ani olur.

Yazın küçük dereler kurur. Büyük nehir sularının esas kaynağını, yaza doğru yüksek kesimlerde eriyen karlar teşkil eder.

Tabii Kaynakları

Madenler:

Çeşitli ve zengin maden yatakları vardır. Madenler devlet eliyle işletilir. Maden yatakları üç ayrı bölgede bulunur: Hindikuş dağlarının kuzeyi, Kabil çevresi, Kandahar’ın kuzeyi.

Önemli madenleri şunlardır: Kömür, demir, bakır, kurşun, çinko, sodyum, magnezyum sülfat, magnezyum klorat, krom, berilyum, sülfür, mika, talk, asbest ve mermer.

Yapılan sondajlar, Afanistan’da çok zengin tabii gaz yatakları olduğunu göstermiştir.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Yüzölçümünün % 1’den daha azı ormanlıktır. Çeşitli tipte yaprak dökmeyen ve döken ağaç türleri güney ve doğudaki dağlık bölgelerdedir. Afganistan bir av diyarı olup, her çeşit yabani av hayvanlarına sahiptir. Dağ keçisi, ayı, tilki, kurt, leopar bol mikdarda bulunur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Afgan vatandaşına Afganlı denir. Fakat Afganlıların ülkesi anlamına gelen Afganistan, on sekizinci yüzyıla kadar belirtilen saha için kullanılmadı. Tarihçiler bu bölgenin eski isminin “Arayanlılar Ülkesi” anlamına gelen “Aryana” olduğunu yazar.

Kabileler:

Afganistan halkı çeşitli kabilelere mensuptur. Bunların başlıcaları şunlardır:

Peştun kabilesi:

Bunlara Afganlı da denir. Bunlar on bir ve on ikinci yüzyılın başlarında Süleyman bölgesinden Peşavar ve Kabil’e doğru yayıldılar ve sayıları önemli ölçüde arttı. Şimdi nüfusun % 50-60’ını teşkil eden Peştunlar müslüman ve Ehl-i sünnet itikadındadır. Farisiye benzer bir dil olan Peştu dilini konuşurlar.

Duraniler:

En önemli Peştu kabilelerindendir. Bu kabile mensuplarının ekseriyeti köylerde yaşayan çiftçi veya modern şehirlerde yaşayan me’murlardır. Daha çok Nangehar ve Baktya vilayetlerinde toplanmışlardır. Fakat büyük mikdarı Kandehar ve Herat illerinde, bir kısmı da Hindikuş’un kuzeyindeki sulak bölgelerde yaşar.

Tacikler:

Diğer önemli etnik beyaz gruptur. İran kökenli olup, çoğu İran’daki gibi Farsça konuşurlar ve Ehl-i sünnet itikadında Müslüman olup, batıda yaşayanları şiidir. Köylerde yaşarlar ve tarımla uğraşırlar. Bir kısmı ise, sanat sahibi veya tüccardır. Taciklerin çoğu Kabil ve Herat illerinde yaşar. Bazı dağlı Tacikler, Hindikuş Dağlarının kuzeyinde, bir kısmı da İran sınırı boyunda bulunur.

Hazara:

Üçüncü büyük etnik grup olup sayıları 600 bin kadardır. On üçüncü ve on beşinci yüzyıllar arasında bölgeye gelen Moğolların torunu olduklarına inanırlar. Bir çok kelimeleri Türkçe olup, kısmi bir Farsça konuşurlar ve şiidirler.

Türk ve Türk Moğol: Bu grup uzun zamandır Afganistan’da bulunmaktadır. Kuzeybatıda 200.000 civarında sayıları olup, göçebe hayatı yaşarlar ve sünni Müslümanlardır.

Batı Afganistan’da ayrıca sayıları yarım milyona yaklaşan çeşitli kabileler mevcuttur.

Etnik grupların içinde Afganlılar en büyük göç ve prestije sahiptirler. Tacikler genellikle tarımla uğraşmalarına rağmen devlet idaresinde, iş ve ticaret çevrelerinde önemli yer işgal ederler. Farsça genel lisan olarak kullanılır. Fakat Puştu dili de önemlidir. 1964 Anayasası resmi dil olarak Farsça ile Puştu dilini kabul etmiştir.

Din:

Hemen hemen bütün Afganlılar müslümandır. Gerçek Afganlılar dahil, Tacikler, Özbekler ve Türkmenlerin yaklaşık % 80’i sünnidir. % 18’i şii, % 2’si ise İsmailiyye gibi bazı sapık fırkalara bağlıdır.

Nüfus dağılımı:

Afganistan’da nüfus yoğun değildir. Şimdiye kadar hiçbir resmi nüfus sayımı yapılmıştır. 1972 senesine göre resmi çevreler 17 milyondan fazla nüfus olabileceğini tahmin etmişlerdir. % 2,3’lük bir yıllık nüfus artış hızına sahiptir. Halkın % 10’u şehirli, % 20’si göçebe ve yarı göçebe, % 70’i de çiftçidir

Şehirleri:

Kabil, Kandehar, Herat, Celalabad, Mezar-ı şerif, Gazne, Baghlan’dır. Pul-i Humri ise önemli endüstri merkezidir.

Köy ve göçebe hayatı:

Köy va aşiret gruplarına dayalı toplumlarda ailenin bütünlüğü ve bölünmezliği temel kuraldır. Aile, en yaşlı ve otorite kişi tarafından idare edilir. Köylerde aile tek katlı kerpiç ve etrafı duvarla çevrili ev veya küme evlerde oturur.

Şehir hayatı:

Şehir ve kasabalarda yaşayanların hayatı, çiftçi ve göçebelerden çok modern ve oldukça teşkilatlıdır. Kadınlar, “Perdah” denilen peçe ve “Şadri” denilen çarşaf giyerler. Perdah 1959’da serbest bırakıldı ve kadınlar devlet dairelerine işe alınmaya başlandı.

Eğitim: 1946 yılında kanunla kurulan Kabil Üniversitesi; tıp, hukuk, siyasal bilimler, mühendislik, vb. gibi bir çok fakültelerden meydana gelir. 1963 yılında Celalabad’da, Nangehar Üniversitesi kuruldu. Ayrıca bir çok öğrenci de yurt dışında çeşitli ülkelerde yüksek öğrenim görmektedir. Erkeklerin % 10’u iyi eğitim görmüştür. Kadınlarda bu oran daha düşüktür. Bu durumu düzeltmek ve daha iyiye götürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır.

Ülkede altı yıl süreli ilkokullara devam etme, 1955’den sonra 1960’lı yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Okuma-yazma oranı düşüktür. Eğitim, her düzeyde parasızdır ve ilköğretim mecburidir.

Sanat ve edebiyatta İslam dininin etkisi çok büyüktür. Edebi lisan olarak Farisi kullanılır.

Ekonomi

Hızlı endüstrileşme hamlelerine rağmen, Afganistan önemli bir tarım memleketi olarak kalmıştır. İş gücünün % 85’i tarımla uğraşır. Tarım alanları küçük gruplar halinde olup, toprak ilkel metodlarla işlenir.

1956 yılında çıkan kanuna göre 5 yıllık kalkınma programlarıyla ekonominin modernleştirilmesine başlanmıştır. Plandaki ana konu; zirai teknoloji ve sulama imkanlarının geliştirilmesidir.

Buğday, mısır, pirinç, fasülye, bezelye, çavdar, darı, yonca, patates, soğan, lahana, patlıcan, kabak, kiraz, elma, erik, üzüm, zeytin, portakal, limon, muz, pamuk, şeker pancarı ve tütün başlıca tarım ürünleridir.

Hayvancılık: Koyun, keçi, deve, at ve eşek beslenen önemli hayvanlardandır. Dört çeşit koyun türü vardır. Bunlardan Gilzai cinsi yünü için, Türki cinsi et-yün-süt için, Arabi cinsi halı yünü için, Karakul cinsi derisi için beslenir.

Sanayi:

Evlerde yapılan el işlerinden başka, Afganistan sanayi bakımından yeni gelişen bir ülkedir. Yalnız kumaş, çimento ve şeker fabrikaları önem arzeder.

Toplam yıllık kumaş üretimi kapasitesi 1,5 milyon metredir. Çimento üretimi yıllık 15.000 tondur. Evlerde dokunan halı ve ipek böceği vasıtalarıyla üretilen ipek ipliği önemli bir yer tutar

Su gücü ve sulama: 1930’dan itibaren hükumet, eski baraj ve su kanallarının imarı için önemli teşebbüslerde bulundu. Dışarıdan yabancı mühendisler getirerek kurulacak fabrikalar ve Kabil’in elektrik ihtiyacı için modern barajlar inşa ettirdi.

Bu barajlardan Jabal-us Siraj 2400 kw, Pul-i Humri 9000 kw, Çakivardak 4000 kw’lık enerji üretmektedir.

İkinci Dünya Savaşından sonra sulama gayesiyle Amerikan mühendislerine yaptırılan Angandab barajı 63.133, Kojaka barajı 72.846 hektarlık bir alanı sulamaktadır. Bu barajlardan önemli ölçüde elektrik enerjisi de elde edilmektedir. Ayrıca Kabil nehri üzerinde kurulan Naplu, Sarabi ve Dorun isimlerinde üç baraj vardır.

AZERBAYCAN


DEVLETİN ADI: Azerbaycan Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Bakü
YÜZÖLÇÜMÜ: 86.600 km2
NÜFUSU: 7.145.000
RESMİ DİLİ: Türkçe
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Manat

Sovyetler Birliği'nin dağılması üzerine Kafkas Dağlarının Hazar Denizine bakan güneydoğu eteklerinde kurulan bir Türk ülkesi. Batısında Ermenistan, kuzeybatısında Gürcistan, güneyinde İran, doğusunda Hazar Denizi yer alır

Tarihi

Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Bu bölgede kurulan ilk devlet, Ahameni Komutanı Sahrap Atropates'in temellerini attığı krallıktır. Atropates Krallığının ismi zamanla değişikliklere uğramış, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Türkler ve İranlılar ise bölgeye Azerbaycan ismi vermişlerdir.

Atropetes Krallığından sonra bölgeye sırasıyla Selevkoslular, Ermeniler, Romalılar ve Sasaniler hakim olmuşlardır. Türklerin buraya esaslı yerleşmeleri M.S. 4. ve 5. asırlarda olmuştur. Daha sonra Sasani Hükümdarı Nuşirevan bölgeye İranlıları yerleştirme politikasını takip etmiştir. Yedinci asırdan itibaren büyümeye başlayan İslam devleti Azerbaycan'ı fethe başladı. Bu fetih hareketi, 643'te bölge tamamen Müslümanların hakimiyeti altına geçmesiyle tamamlandı. Daha sonra Abbasiler burayı Türk emirler vasıtasıyla idare ettiler. Abbasi Devletinin yıkılmasıyla, bu topraklarda birtakım yerli hanedanlar beylik kurdular. Yedinci asırdan itibaren Selçuklu Akıncıları Azerbaycan'a girdiler. Fakat burada kesin bir hakimiyet tesis edemediler. 1015-1016'dan sonra buraya Oğuz boyları yerleşmeye başladı. 1043 senesinde Tuğrul Bey, amcası ve amcaoğlunu buraya fethe gönderdiyse de, Bizanslılarla uzun süren çarpışmalardan bir netice alınamadı. Azerbaycan'ın kesin Selçuklu hakimiyeti altına girmesi Sultan Alparslan devrinde olmuştur.

Azerbaycan, 12. ve 13. asırlar arasında Atabegler ve Harezmşahların hakimiyeti altına girdi. Daha sonra Moğollar, bölgeye 1320'de girmeye başladı. Cengiz'in burada hakimiyeti kısa sürdü, Cengiz'in ölümünden sonra Azerbaycan Cuci milletinin istilasına uğradı. Onlardan sonra İranlıların hakimiyetine giren Azerbaycan, bir süre sonra da Altınordu Devletinin hakimiyetine girdi. On altıncı asrın ilk yarısına kadar bu istilalar devam etti. Azerbaycan'a ilk Osmanlı seferi ise 16. asırdan itibaren başladı. Yavuz Sultan Selim Han Safevilerle olan savaşları esnasında, 1514'te Tebriz'i aldıysa da, şehir tekrar Safevilerin eline geçti. 1534'te Kanuni Sultan Süleyman Han Tebriz'i aldı ve ertesi sene bütün Azerbaycan'ı fethetti. 1555'te çıkan karışıklık sonucu Azerbaycan tekrar Safevilere bağlandı. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde tekrar Osmanlıların eline geçti.

1539'dan sonra Azerbaycan'da muhtelif hanlıklar kuruldu. Bunlarda kargaşalık; 19. asra kadar devam etti. Bu asırda bazı kalkınma hareketleri başladıysa da, sonuçları ancak 20. asrın başlarında görüldü.

Nihayet, 28 Nisan 1920'de kızılordunun istilası ile Sovyet rejimi ilan edildi. Azerbaycan bugünkü statüye gelene kadar, Gürcüler-Ermeniler ile birlikte Kafkasya federasyonu şeklinde idare edildi.

5 Aralık 1936'da topraklarının bir kısmı Ermenilere bir kısmı da Gürcülere verildi. Böylece Kafkasya'da kalan Azerbaycan toprakları üzerinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan olmak üzere Rusya'ya bağlı üç cumhuriyet kuruldu.

Komünistlerin istilası sırasında, milletin arasına bozuk fikirler yerleşmeye başladı. Bu arada İslamiyeti bozucu, reformist fikirler de gelişti. Millet, bu reformistler ile komünistler arasında şaşırdı ve komünizme karşı yapılan başkaldırmalar başladı. Ancak bunlar her defasında çok kanlı olarak kızılordu tarafından bastırıldı. Komünistlere karşı 56 şiddetli isyan olmuştur. 1989'da Rusya'da başlayan Glasnost ve Prestroika politikası ile Kuzey Azerbaycan'da maddi ve manevi değerlere dönüş başladı. Ermenilere verilen bölgeleri geri almak için ayaklanmalar oldu. 1990'da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyetine giren Kızılordu, ülkeyi baştan başa kana buladı. Sovyetler Birliği, bir süre bağımsızlığını ilan etmeye çalışan cumhuriyetlerine karşı baskısını sürdürdü ise de, Ağustos 1991'de Azerbaycan, Letonya, Estonya ve Litvanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunları diğer Türk devletleri takip etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ yüzünden çıkan savaş devam etmektedir. 1992 ortalarında yapılan seçimleri kazanan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey devlet başkanı oldu.

Fiziki Yapı

Azerbaycan'ın topraklarının % 40'ında fazla bölümü verimli ovalardan meydana gelir. Bu alanların yarıdan fazlası 400-1500 m yüksekliktedir. Topraklarının kuzeyi yer yer 3000 metreyi aşan Kafkas Dağları ile kaplıdır. Bu dağlar aynı zamanda ülkenin kuzey sınırını meydana getirir. Azerbaycan topraklarının en yüksek noktası Banardüz Tepesidir (4480 m). Güneybatı kesiminde ise Küçük Kafkaslar yer alır.

Hazar denizine ulaşan Kızılören, Urmiye Gölüne uulaşan Acıçay ve Cıgatu gibi akarsular, dağlık kütleleri derin vadilerle yararak bölgeye çarpıcı bir görünüş kazandırmıştır. Güneybatıda 1566 m yükseklikte yer alan Urmiye Gölü, Küçük Kafkas Dağları arasında kalır. Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Azerbaycan sınırları içinde kalır.

İklim

Azerbaycan'ın, kuzeyindeki Kafkas Dağlarının rüzgarlarını kesmesi sebebiyle ılık bir iklimi vardır. Ilık iklim güneybatıda Lankeran bölgesine kadar devam eder. Güneyde ise sert yayla iklimi görülür. Yağmurlar genellikle ilkbaharda yağar.

Tabii Kaynaklar

Azerbaycan topraklarında yer alan dağların hepsinin yamaçları kayın, meşe ve çam ormanları ile kaplıdır. Güneyi ise bozkır görünümündedir.

Ormanlık bölgelerde Kafkas geyiği, karaca, Avrupa vizonu, kırkeçisi, yabandomuzu, keklik, orman tavuğu, vaşak, ayı, pars gibi hayvanlara çok bol rastlanır. Ayrıca Flamingo, kuğu, pelikan, şahin, balıkçıl gibi çok çeşitli kuş türleri kışlarının ılıman olması sebebiyle Hazar Denizi kıyılarında konaklarlar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Azerbaycan'da yaşayan 7.145.000 nüfusun % 78.1'ini Azeriler, % 7.9'unu Ermeniler % 7.9'unu Ruslar, % 6.1'ini ise diğer karışık ırklar meydana getirmektedir. Başkent Bakü'nün dışında önemli şehirleri Gence, Lenkeran, Sumgayt ve Mingeçaur'dur. Azerbaycan'da yaşayan Müslümanların % 70'i şiidir. Rusya'nın esaretinden kurtulan Azerbaycan'da kapatılan camiler 1990 senesinden sonra hızla ibadete açık hale getirildi. Bakü'de dört yıllık bir İslam Akademisi kuruldu.

Azerbaycan'ın eğitim düzeyi çok yüksektir. Önde gelen kültür ve eğitim merkezi olan Bakü'de bir üniversite ile sekiz yüksek öğretim kurumu vardır.

Ekonomi

Topraklarının % 7'si tarıma elverişli olan Azerbaycan'ın ekonomisi petrole dayalıdır. Dünyanın belli başlı petrol üreticisi ülkeler arasında yer alır. Petrol kuyularının büyük kısmı Apşeron Yarımadasında toplanmıştır. Çıkarılan petrol borularla işlenmek üzere Bakü yakınlarındaki Çernagorod'a nakledilir. Ayrıca Bakü 890 kilometrelik bir boru hattı ile Batum'a bağlanır. Petrolden sonra en önemli gelir kaynağı doğal gazdır.

Büyük bir çeşitlilik gösteren Azerbaycan sanayisinin temelini enerji, imalat ve kimya sanayi meydana getirir. Gübre, tarım ilaçları, yakıt, sanayi yağları, sun'i kauçuk ve plastik sanayii gelişmiştir.

Dışarıya ihraç ettiği en önemli ürünlerden biri de petrol arama ve çıkartma makinalarıdır. Termik santrallerden elde ettiği elektriğin bir kısmını satar.

Önemli sanayi merkezleri Hazar Denizi kıyısındaki Apşeron'da toplanmıştır. Sungait kimya ve demir-çelik sanayiinin merkezidir. Şirvan'da ise tarıma dayalı sanayi gelişmiş olup, çok sayıda çırçır fabrikalarıyla pamukçuluğun merkezi durumundadır.

Dünyaca meşhur ve Rus havyarı olarak ün kazanmış olan mersin balığı havyarı sadece Azerbaycan'da üretilir. Elde edilen ürünün büyük kısmı ihraç edilir.

BANGLADEŞ


DEVLETİN ADI: Bangladeş Müslüman Halk Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Dakka
YÜZÖLÇÜMÜ: 143.998 km2
NÜFUSU: 115.500.000
RESMİ DİLİ: Bengal dili ve Urduca
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Taka

Güney Asya'da Müslüman bir devlet. 1971 senesine kadar Pakistan'ın "Doğu Pakistan" adlı eyaleti, daha önceleri de İngilizlerin Kıta Hindi'nde Bengal eyaleti idi. Kuzey-güney arası 625 km, doğu-batı arası 304 kilometredir.

Tarihi

Bangladeş, M.Ö. bölgede hüküm süren büyük devletlerin, M.S. 750-1200 arasında yerel Palas Hanedanların hakimiyeti altında kaldı. Onuncu asırdan itibaren Müslümanlar bölgeye hakim olmaya başladılar.

Bangladeş 12. asırdan 1757 yılına kadar Müslümanların idaresinde, 1757'den 1905 yılına kadar İngilizlerin hakimiyetinde kaldı. 1947 yılında da Müslüman kesimi "Doğu Pakistan" adıyla Pakistan'ın bir eyaleti oldu. 1969 yılına kadar Pakistan'ın eyaleti olarak kaldı. 28 Kasım l969'da meclis üyelerinin teşkili için yapılan seçim propagandaları esnasında Mucib-ür-Rahman ve onun "Avami Partisi" seçim propagandalarını Doğu Pakistan'a muhtariyet vereceği vadi üzerine kurmuştu. Aralık 1970'de yapılan seçimler neticesinde Avami Partisi 313 sandalyeden 167'sini aldı. 1 Mart 1971'de Millet Meclisinin teşkili ertelendi. Bu durum Doğu Pakistan'da meşru hakların ihlali sayıldı ve genel greve gidildi. Bunun üzerine ordu, grevcilerin üzerine gitti ve iç harp başladı. Bir kısım halk da Hindistan'a sığındı. Bu arada Hindistan-Pakistan Savaşı başladı.

1971 Aralık ayında savaş bittiğinde Hindistan, Doğu Pakistan'ın büyük bir bölümünü işgal etmişti. Hindistan burayı iki hafta kadar kontrol altında tuttu. 22 Aralık 1971'de Mucib-ür-Rahman'ın liderliğinde Bangladeş Müslüman Halk Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Hindistan ülkeyi terk etti. Mucib-ür-Rahman ve Avami Partisi'nin iktidara gelmesiyle karışıklıklar dinmedi. 15 Ağustos 1975'te yapılan darbe ile Mucib-ür-Rahman ailesi ile birlikte öldürüldü. İdareyi Kandahar Mustak Ahmed ele aldı. 3 Kasım 1975'te Dakka garnizon komutanı Tuğgeneral Halid Müşerref, Mustak Ahmed'i devirdi. Ancak kendisi iktidarda sadece dört gün kalabildi.

7 Kasım 1975 tarihinde General Ziya-ür-Rahman bir darbe ile Halid Müşerref'i devirdi. Ziya-ür-Rahman zamanında ordu uzun müddet siyasetten uzak durdu. 1977 yılında yapılan seçimleri Ziya-ür-Rahman kazandı ve geçici olsa da, siyasi istikrar temin edildi. 30 Mayıs 1981 tarihinde bir grup subay ve askeri birlik başarısız bir darbe yaptılar. Ziya-ür-Rahman'a bağlı birlikler darbeyi bastırdılar. Ancak darbe esnasında Ziya-ür-Rahman öldürüldü. 15 Kasım 1981'de seçim yapıldı ve Milli Birlik Partisi lideri, öldürülen Ziya-ür-Rahman'ın yardımcısı Abdüssettar, oyların % 66'sını alarak devlet başkanı oldu. Ancak siyasi istikrar yine temin edilememiş ve kargaşa bitmemişti. Nihayet hükumet, Milli Güvenlik Kurulu kurulmasını kabul etti ise de, gerginlik durmadı. Sonunda Genel Kurmay Başkanı Muhammed Erşad, askeri bir darbe ile Abdüssettar'ı devirerek idareye el koydu. Askeri idare iki sene iş başında kalacağını ilan etti. 21 Mart 1985'te yapılan referandumda Erşad'ın devlet başkanlığında kalması onaylandı. Diktatörlük ve otoriter bir rejimle ülkeyi yönettiği söylenen Muhammed Erşad'ın geniş çaplı kitle gösterileri neticesi istifa etmesi üzerine 6 Aralık 1990 senesinde Şahabeddin Ahmed devlet başkanlığına vekaleten getirildi. 19 Eylül 1991 senesinde yapılan seçimleri kazanan Ziya-ül-Hak'ın hanımı Halide Ziya başbakan oldu.

Fiziki Yapı

Bangladeş daha ziyade Kıta Hindi'nin Ganj (Padna), Jamune (Brahma Putra)Nehrinin aşağı kolu ile Meghna gibi önemli nehirlerinin deltasında oluşan alüvyonlu ovalardan meydana gelir. Bu nehirler birleşerek Bengal Körfezinde bir delta içinde akarlar. Ovaların büyük bir kısmının denizden yüksekliği 9 metreyi geçmemektedir. Bu sebeple her yıl yağışlı mevsimlerde ırmakların kabarmasıyla ovalar seller altında kalırlar. Bu sel baskınlarının en büyüğü 1974 yılında olmuş ve ülkenin % 70'i sular altında kalmış, 2 bin insan ölüp, yüz binlerce insan evsiz, barksız ve aç kalmıştır. Jamuna Irmağının kolları olan Tistua ve Astrai ırmakları, ovanın kuzey bölümünden geçerler. Bu bölgede çok sayıda bataklık ve sazlık bulunmaktadır. 9300 kilometrekarelik bir yer kaplayan Barind Ovası, orta kesimde 6350 kilometrekarelik yer kaplayan Madhupur Platosu ve Meghna Irmağının doğusundaki Lalmai Tilas bölgeleri, alüvyonların meydana getirdiği başlıca plato alanlarıdır. Feni Irmağının güneyinde uzanan Chittagong bölgesi, tepeler, vadiler ve ormanlarla kaplıdır. Buraları ülkenin başlıca dağlık bölgesidir.Yüksekliği ortalama 600 metredir.

İklimi

Genel olarak Muson iklimi görülür. Ükeye düşen yağış miktarı yüksek olup, metrekareye 1270-5080 mm arasında değişir. Nem oranı yüksekliği, bunaltıcı sıcaklara sebeb olmaktadır. Ocak ayında en yüksek sıcaklık 25-26oC arasında değişmektedir.Yazın ise 30-35o'ye kadar ulaşır. Yıllık siklonlar ülkeye büyük zararlar vermekte, bilhassa sahil şehirlerinde büyük hasara sebeb olmaktadır. 1970 yılındaki bir fırtınada 500 bin insan ölmüş ve yüz binlercesi de evsiz, barksız kalmıştır.

Tabii Kaynakları

Bangladeş Ovası eskiden ormanlarla kaplıydı. Ekilecek alanları az olduğu için ormanların büyük bir kısmı yok edilmiş ve bugün sadece iki orman kalmıştır. Bunlardan birisi Madhupur olup, alüvyon platosudur ve 4140 kilometrekarelik bir kısmı yapı malzemesi için elverişli ağaçlarla kaplıdır. İkinci orman ise güneydeki Sundarbans kıyı bölgesindeki ormanlardır. 5960 kilometrekarelik bir alanı, bataklıklar arasındaki adacıklar ve Mangrov ormanlarıyla kaplıdır. Bu ormandaki ağaçlar kibrit ve kutu imalatına elverişlidir. Ayrıca Chittagong bölgesindeki sıradağlar tropikal ormanlarla kaplıdır. Buradaki ağaçlar, 60 metreye kadar uzunlukta olup, mobilyacılıkta ve kağıt sanayiinde kullanılır. Ormanlarda; bambu, muz ve Hindistan cevizi vb. ağaçlar bulunur.

Ormanlarda aslan, kaplan, fil, timsah gibi vahşi hayvanların yanısıra, her çeşit tropikal bölge hayvanları, ayrıca benekli ceylanlar, çeşitli türlerde yılanlar vardır. Nehirlerde de bol balık bulunur.

Bangladeş'te fazla maden kaynağı yoktur. Ancak, üç tane küçük tabii gaz ve çok ince bir kömür tabakası keşfedilmiştir. Bengal Körfezinde de petrol bulunmuştur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Bangladeş, dünyanın nüfus yoğunluğu bakımından en kalabalık ülkelerindendir. Nüfus yoğunluğu kilometrekareye 290-770 kişi arasında değişir. Yirminci asrın sonunda nüfusun iki misli artacağı tahmin edilmektedir. Nüfusun % 90'ı köylerde, % 10'u şehirlerde yaşar. En önemli şehri "Dakka", aynı zamanda başşehirdir. Güneydoğu sahilindeki Chitagony şehri, önemli bir limandır. Halkın % 85'i Müslümandır. Bangladeş'in resmi dili Bengal dilidir. Halkın çoğu bu dili konuşur. Ayrıca Urduca dili de yaygındır. Kuzey ve doğu dağlık bölgelerinde yaşayanlar da mahalli lisanları konuşurlar. Para birimi "Taka"dır. 11 idari bölge birer askeri vali tarafından yönetilir. Bir radyo ve televizyon istasyonu vardır. Erkekler "Lungi" denilen bir elbise, kadınlar "Burka" denilen baştan ayağa kadar vücudu örten bir elbise giyerler.

Eğitim: Dünyada okuma-yazma oranı en düşük ülkelerdendir. Halkın % 33.1'i okuma-yazma bilmektedir. Köylerinde ekseriya ilkokul bulunmamaktadır. Dakka, Rajshani ve Chittagong üniversiteleri, batı tarzı eğitim yapan üç büyük üniversitedir. İngilizler bu bölgede uzun süre kalmışlar, halkı cahil bırakmışlar, bozuk fikirleri yaymışlardır. Halkın kültür seviyesi ve ekonomik durum çok düşüktür. İngilizlerin kültürünün tesirleri devam etmektedir.

Ekonomi

Ekonomi tarıma dayalıdır. Başlıca ürünleri, pirinç, önemli dayanıklı gıda maddeleri, Hind keneviri ve çaydır. Bu alanda Çin ve Hindistan'dan sonra dünya üçüncüsüdür. Diğer zirai bazı sebzeler ve şekerpancarı iç tüketim için yetiştirilir. 10 milyon hektarlık alanda ekim yapılır. Bu alanların % 80'inde pirinç üretilir.

Sanayi ve taşımacılık:Bangladeş'te başlıca sanayi Hintkeneviri üretimidir. Bu ülkede ileri sanayi tam kurulmamış, hatta bulunan madenler dahi tam olarak işlenememektedir. Ülkede Hintkeneviri (jüt) işleyen 20 fabrika vardır.

Dış ticaret: Başlıca ihracat ürünleri; Hintkeneviri (jüt), çay ve balıktır. Ancak ihracatı hiçbir zaman ithalatını karşılamamakta ve ithalat ile ihracat arasındaki açık, gün geçtikçe artmaktadır. Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.

BHUTAN


DEVLETİN ADI: Bhutan
BAŞŞEHRİ: Thimphu
YÜZÖLÇÜMÜ: 47.000 km2
NÜFUSU: 1.476.000
RESMİ DİLİ: Tibetçe
DİNİ: Budist, Hind, Animizm
PARA BİRİMİ: Ngultrum

Himalaya Dağlarının doğusunda, küçük bir devlet. Kuzeyinde Tibet, güneyinde Hindistan vardır. 321 km uzunluğunda ve 145 km genişliğindedir.

Tarihi

Bhutan'ın tarihi hala karanlıktır. Ancak bilinen tarihine göre 1630 yılında Tibet'ten kovulan Dukba Lama burada ilk rajalığı kurdu. On yedinci yüzyılda İngilizler buralara el atmaya ve sık sık gelerek iyi ilişkiler kurmaya başladı. İngilizlerin gayesi ülkeyi elde edip zenginliklerinden faydalanmaktı. Bhutan zamanla, yavaş yavaş İngilizlerin egemenliği altına girdi ve 1865'te İngilizler burayı tamamıyla işgal ettiler. 1910'da yapılan antlaşmayla Bhutan iç işlerinde serbest, dış işlerinde İngiltere'ye bağlı kaldı. 1949'da yapılan antlaşmayla, İngilizler ülkenin dış işlerinde Hindistan'a bağlı olmasını kabul etti.

Fiziki Yapı

Bhutan oldukça dağlık bir ülkedir.Himalayalarda bulunduğu için geçit vermeyen sekiz yüksek kayalık dağlar, ülkeyi kuzey-güney doğrultusunda ikiye ayırır. Güneyinden kuzeye doğru uzanan geniş bölge, gür ormanlarla kaplıdır. Tibet ile olan sınır kesimlerinde oldukça yüksek dağlar vardır. Ülkenin en yüksek dağı Kulhakangri Dağı olup, yüksekliği 7300 metreyi bulur.

Buhutan'daki akarsular oldukça fazladır. Bu akarsular ülkenin büyük bir kısmını sular. Akarsuları, dağların iç çukurlarından doğar. En önemlisi Brahmaputra Nehridir.

İklim

Yıllık yağış ortalaması yükseklerde 7620 mm, tropikal bölgelerde 1520 milimetredir. Senelik sıcaklık ortalaması kuzeyden güneye 16°C ile 25°C arasında değişir. Yağmurun çok yağmasıyla oldukça zengin yeraltı su kaynaklarına ve akarsularına sahiptir. Ülkenin bazı kesimleri ise her mevsimde kar ve buzlarla kaplıdır. özellikle yüksek dağ tepeleri ve yamaçları hiç erimeyen karlarla örtülüdür.

Tabii Kaynakları

Ülkeye çok yağmur yağdığından bitki örtüsü çok zengindir. Yüksekliği fazla olmayan bölgeler, iri gövdeli gür ormanlarla kaplıdır. Orta kesimlere doğru ormanlar yaprağını hiç dökmeyen ağaçlarla doludur. Orta kesimlere doğru ormanlar kısmen seyrekleşir. İç kısımlardaki ağaçlar kısa boyludur. Yüksekliği çok olan dağ tepelerinde, ağaçlara pek rastlanmaz. Buraları özellikle zengin ot türleriyle kaplıdır.

Ormanlarda yabani hayvanların her çeşidi görülür. Bunlardan fil, kaplan, ayı, geyik, kurt, çakal, yabanÊeşeği, leopar gibi hayvanlar en çok bulunanlardır.

Bhutan zengin kömür ve demir yataklarına sahiptir. Bazı bölgelerde alçıtaşı ve grafit bulunmuştur. Ama bu yeraltı zenginlikleri henüz tam olarak değerlendirilememiştir. Gümüş, bakır, pirinç madenleri elde edilir ve işlenir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Bhutan'ın en önemli şehirleri; başşehir Thimphu ve Traşikod-Zong, Paro, Tongsa-Ha'dır. Nüfusu en sık olduğu yerler, ekenomik zenginliği olan ve nehirlerin aktığı sulak yerlerdir. Bhutan'da yaşayanların çoğu Tibet asıllı insanlardır.Hindistan'dan ve Afrika'dan gelip yerleşenler de olmuştur. Buradaki evler, büyük ağaçların gövdelerinden oyularak veya ağaç ve çamurla örülerek yapılmıştır. Betondan yapılan apartmanlarda yaşayanlar çok azdır. Bhutan'da eğitim 11 yaşına kadar parasız olarak devlet tarafından sağlanır. Orta öğrenim kişinin isteğine bağlıdır. Yüksek öğrenim görmek için dış ülkelere özellikle Hindistan ve İngiltere'ye gidilir. Okuma-yazma oranı çok düşüktür. Son zamanlarda eğitime çok önem verilmektedir.

Siyasi Hayat

Monarşiyle yönetilen ülkeler arasındaki görülmeyen hükumet sistemi Bhutan'da mevcuttur. 1969 yılından itibaren, kral halkın isteklerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Üç senede bir seçim yapılır. Meclis 150 üyeden teşekkül eder. 110'u seçimle, 10'u kralın seçmesiyle, 30'u ise tayinle olmak üzere meclis teşkil edilir. Ülkede siyasi partiler mevcut olup kraliyete ait 8 kişilik danışma meclisi vardır. 1949 yılında komünist Çin tehlikesine karşı Hindistan'ın himayesini kabul etmişlerdir.

Ekonomi

Bhutan'da ekonomi tarıma dayalıdır. Sulama yapılan nehir kenarlarında ekili araziler çoktur. Arpa, buğday, pirinç, çay ve portakal oldukça boldur. Ayrıca ormanlar ülke için büyük bir zenginlik kaynağıdır. Kereste üretiminde çok ileridir. Bhutan'da dokumacılık ve ağaç işleme oymacılığı yaygın olup, bunlar ülkeye büyük gelir te'min eder. İhracatını en fazla Hindistan'la yapar. Başlıca ihraç ürünlerini dayanıklı gıda ürünleri, el işleri ve pirinç teşkil eder.

Ülkede hayvancılık önemlidir. Büyük baş hayvanların yanında, bu bölgelere özel yak denilen öküz ile Midilli atları beslenir.

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ (BAE)


DEVLETİN ADI: Birleşik Arap Emirlikleri
BAŞŞEHRİ: Abu Dabi
YÜZÖLÇÜMÜ: 77.700 km2
NÜFUSU: 1.945.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslamiyet
PARA BİRİMİ: Dirhem

Arap Yarımadasının güneyinde küçük bir devlet. Katar ve Umman arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri'nin güney ve batısında Suudi Arabistan yer alır.

Tarihi

Bu bölgenin tarihi oldukça eskidir. Eski tarihde Mısırlılarla Mezopotamyalılar buralarda müşterek medeniyet kurmuşlardır. On altıncı yüzyılda Portekizliler burasını ele geçirdiler ve yüz sene kadar burada hüküm sürdüler.Portekizlilerden sonra 1783 yılına kadar İranlılar hakim oldu. Bu tarihten sonra Araplar istiklal mücadelelerine başlayarak, yabancıları buradan kovdular. Bölgeye giren Avrupalı gemilere, bilhassa İngiliz gemilerine saldırıyorlardı. 1820 yılında İngiltere ile antlaşma yapılarak yabancı gemilere saldırma durdu. Hatta İngiltere buraların korunmasını üzerine aldı. Böylece şeyhlik tamamen İngiltere'nin sömürgesi oldu. 1972 senesine kadar İngilizlerin egemenliği altında kaldı. 1972 senesinde İngilizler İran körfezinden geri çekilince, yedi Arap şeyhliği Abu Dabi, Dubai, Sarjah, Rasal Haimah, Fujiara, Ajman, Ummal Kawain birleşip, bir federasyon haline getirilerek bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Fiziki Yapı

Kıyılarında devam eden Akdar Sıradağlarının arka kısımları çöllerle ve kumlu alanlarla kaplıdır. Sulak ve yeşil alanları çok azdır. Ancak Bureymi ve El-Jiva vahalarında kısmen de olsa yeşillik alanlara rastlanır. Bölgede derin kuyular açılarak su ihtiyacı karşılanır. Çıkarılan su arıtılmak suretiyle kullanılır.

Ekonomi

Emirliklerin en büyük gelirini petrol teşkil eder. Petrol üretimi hızla ilerlemektedir. Abu-Dabi ve Dubai'de zengin petrol yatakları mevcuttur. Çıkarılan petrolün çoğunluğu ihraç edilir.

Petrolün sağlamış olduğu çok büyük gelirle ülkenin her yeri imar edilmektedir. Petrol mamüllerini işleyen büyük rafinelerle, kireç, çimento fabrikalarına modern tesis ve binalara ülkenin her yerinde rastlanır. Binaların içi hava şartlarına göre Air Condition'larla donatılmış, büyük hastaneler, okullar, dinlenme tesisleri inşa edilmiştir. Hiç kimseden vergi alınmaz. Nüfus başına milli gelir 18.430 doları bulur. Dışardan en modern sanayi ve kimya mamüllerini satın alır. Dünyada kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu ülkedir.

Vahalarda yaşayanlar tarımla uğraşır. Topraklarının ancak % 2'si ekilebilir niteliktedir. Tarım ürünleri arasında arpa, buğday ve darı yer alır. Halkın bir kısmı ticaretle uğraşır. Balıkçılık, av ve inci arama işi gün geçtikçe ilerlemektedir.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Nüfusun çoğunluğunu Araplar teşkil eder. Petrolün bol olmasıyla, özellikle Arap ülkelerinden göç, çok olmuştur. Müslüman ülkelerden işçiler gelerek burada çalışırlar. Yabancılardan Hindliler, İranlılar, Pakistanlılar bulunur. Dış ülkelerden gelenler genellikle ticaretle uğraşır.

En önemli limanları Dubai ve Abu Dabi'dir. Nüfus buralarda daha fazla kalabalıktır.

Siyasi Hayat

Yönetim, şeyhler konseyinin elindedir. Devlet başkanı 1983'ten itibaren Dubai Emiri, Şeyh Zayed'dir. Şeyhlikler iç işlerinde müstakildir. En büyüğü Abu Dabi'dir. Bundan sonra Dubai Şeyhliği gelir.

Türkiye ile ticaret 1985 yılından sonra gelişmeye başladı. Türk firmaları BAE'de geniş çaplı ihaleler almaya başlamışlardır.







 
 

ormela.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=