İletişim Adresi

   
  ORHAN YILDIZ
  Suriye, Suudi Arabistan, Tacikistan, Tayland ve Tayvan
 


SURİYE, SUUDİ ARABİSTAN, TACİKİSTAN, TAYLAND ve TAYVAN

SURİYE


DEVLETİN ADI: Suriye Arap Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ: Şam
YÜZÖLÇÜMÜ: 185.180 km2
NÜFUSU: 12.524.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslâm
PARA BİRİMİ: Suriye Paundu (= 100 piasters)

Ortadoğu ülkelerinden. Güneybatı Asya’da, Ortadoğu’nun kalbi durumunda bir mevkiye sâhiptir. 32° 19’ - 37° 20’ kuzey enlemleriyle 35° 37’ - 42° 22’ doğu boylamları arasındadır. Kuzey ve kuzeybatıdan Türkiye, doğudan Irak, güneyden Ürdün, batıdan İsrail, Lübnan ve Akdeniz ile çevrilidir.

Târihi

Suriye, toprakları üzerinden çeşitli medeniyet ve kültürlerin geçtiği ve pekçok istilâların, hâdiselerin meydana geldiği, eski ve kritik bir mevkiye sâhiptir. Ülkeye ilk yerleşenler hazret-i Nuh’un oğlu Sâm’dan türeyen ve Sâmi dilini konuşan Sâmilerdir. Müslümanların Suriye’ye hâkim olmasına kadar bölge Amoritler, Fenikeliler, İbrânîler, Hititler, Persler, Makedonyalı İskender, Roma ve Bizans imparatorlukları idâresinde kaldı.

Peygamberimiz hazret-i Muhammed’in tebliğ ettiği İslâm dîni bütün Ortadoğu’ya yayıldığında, Suriye de İslâmlaştı. Hazret-i Ebû Bekir’in halifeliği devrinde, Suriye’ye gönderilen İslâm orduları, hazret-i Ömer zamânında 635’te bölgeyi fethetti. Hazret-i Ömer bölgeye gelip, Suriye’yi teşkilâtlandırdı. Hazret-i Ömer, önce hazret-i Muâviye’nin kardeşi hazret-i Yezîd’i Şam vâlisi tâyin etti. Şam, bölgenin en büyük şehirlerinden olup, şehrin adı eskiden Suriye olarak bilinirdi. Yezîd’in vefâtıyla hazret-i Muâviye Şam vâlisi oldu. Hazret-i Muâviye, Suriye’yi teşkilâtlandırıp, medenîleştirdi.

662’de Emevî Hânedanı Suriye’de kurulup, Şam şehri merkezleriydi. Emevî Halîfeliğinden sonra,Abbâsîlerin hâkimiyetine geçti. Abbâsî Halîfeliği (662-749) devrinde Suriye, çok gelişip, pek çok ilim, kültür, medeniyet ve sosyal tesisler yapıldı.

Onuncu yüzyılın sonunda, Mısır’a hâkim Şiî Fâtımîler, Suriye’yi işgâl ettiler. On birinci yüzyıldaSelçuklular, bölgeyi hâkimiyetlerine aldılarsa da, 1096’da Haçlı Seferleri başladı. Haçlı Seferleri (1096-1270) esnâsında Haçlı-Şiî Fâtimî ittifakından Suriye çok zarar gördü. Haçlıları, Eyyûbî Hânedanının kurucusu Selâhaddîn-i Eyyûbî (1169-1193) Suriye’den uzaklaştırdı. Suriye, Selçuklu Atabekliği, Eyyûbîler ve Memlûklerden 1517 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçti.

On altıncı yüzyılın başından 20. asrın başına kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Suriye, bu zamanda gelişip, en huzurlu ve müreffeh devrini yaşadı. Osmanlı idârî teşkilâtında vilâyet hâlindeydi. 1833 yılında Osmanlıya tâbi Mısır Vâlisi Mehmed Ali Paşa sülâlesine verildi. Birinci Cihan Harbi (1914-1918) sonrasına kadarOsmanlı idâresinde kalan Suriye’ye Osmanlılar, pekçok ilmî, sosyal, kültürel, tarım, sınâî ve ulaşım tesisleri kazandırdılar. Bu devirde pekçok ilim adamı yetişip, medeniyete hizmet ettiler.

Birinci Dünyâ Harbinde müttefik ordularının yenilmesi netîcesinde, Osmanlı Devletiyle imzâlanan Mondros Antlaşmasıyla bölge Fransızların işgâline uğradı.

1920’de Fransa’nın mandasına girdi. Suriye, Fransa’nın idâresine girmesiyle Osmanlı devrindeki huzur ve müreffeh hayâtın yerini, anarşi ve sefâlet aldı. Suriye’de Müslümanlar çoğunlukta olmasına rağmen, idârede Fransızlar, Ermeniler ve Nusayrîler hâkimdi. Şam, Halep, Nusayrî merkezî Lazkiye ve Harran bölgesindeki Dürzilerle Fransa’nın mücâdelesi, Suriye’de hâlâ devâm eden anarşinin kaynağıdır. Fransa, Suriye mandasına âit Hatay ve İskenderun’u antlaşmayla 1939’da Türkiye’ye vermek zorunda kaldı.

İkinci Dünyâ Harbi (1939-1945) yıllarında, 1941’de, Fransa, nüfûzu altında kalmak şartıyla Suriye’ye kısmî istiklâl verdi. 1943 seçimlerinde Şükrü el-Kuwatli, Suriye’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Fransa harp sonrasında Suriye’den kısmî olarak çekildiyse de, geride pekçok problem bıraktı. 1945’te Birleşmiş Milletlere Cumhûriyet idâresiyle katıldı. 1948’de Arab-İsrail Harbine katılan Suriye’de, 1949 ihtilâliyle Şükrü el-Kuwatli iktidardan uzaklaştırıldı.

Sovyetler Birliği ile yakın münâsebete girince, idâre Rusya’ya yanaştı. İç huzursuzluklar artıp, komşularıyla münâsebeti bozuldu. Sosyalist Baas Partisi kurulup, memleketteki huzursuzlukdan faydalanarak, kuvvetlendi. 1958’de Mısır ile Birleşik Arap Cumhûriyeti adıyla birleşti. Birleşme uzun sürmeyip, 1961’de ayrıldı. Baas Partisi, dışta Pan-Arap, içte sosyalizm propagandasıyla Suriye’de güçlenip, 1963’te ülkenin tek kânûnî partisi hüviyetini kazandı. Baas Partisi, Suriye’de dikta rejimi kurup, ülkeye eski Lazkiye bölgesindeki Nasturî aşireti idâreye hâkim oldu. 1967 Arap-İsrâil Harbinde Golan Tepelerini İsrâil işgâl etti. 1973’te Mısır ile anlaşıp, İsrail’e kuzeyden saldırmışsa da başarılı olamadı. Arap ülkelerinden ve Sovyet Rusya’dan yardım aldı. 1976’da Lübnan’ın içişlerine müdâhale edip, asker gönderdi. Suriye askerleri Lübnan’da püskürtülerek, geri çekilmek zorunda kaldı. 1982’de İsrâil’in hava taarruzlarına uğradı. Baas Partisi’nin Rusya ile yakın münâsebeti, ülke içinde ve dışında çatışmaya sebep olmaktadır. Bitmek bilmeyen harp ve anarşi, Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra manda devleti ve Sosyalist Baas Partisi diktatörlüğünde hâlen devâm etmektedir. 1991’de Irak’ı, işgâl ettiği Kuveyt topraklarından çıkarmak için başlatılan harekâtta Çok Uluslu Müttefik Kuvvetlerin yanında yer aldı.

Fizikî Yapı

Suriye’nin yüzölçümü yaklaşık 185.180 km2dir. Mevkii îtibâriyle Akdeniz’in doğusundadır. Kuzey ve kuzeybatısında Türkiye, doğusunda Irak, güneyinde Ürdün ve batısında İsrail ve Lübnan ile komşudur. Başşehir Şam’dır. Halep ve Humus diğer iki önemli şehridir.

Suriye fizikî yapı bakımından bir farklılık ve tezat ülkesidir. Ülkenin üçte biri çöl veya çıplak dağlarla örtülü, üçte biri kıt ve elverişsiz çayırlık ve geri kalan üçte biri de ekilebilir arâzidir. Ülke, esâsen üç bölgeye ayrılabilir; kıyı kesimi, dağlık bölge ve Suriye Çölü. Suriye, kısa bir Akdeniz kıyısına sâhiptir. Kıyıyı doğuya ve güneye uzanan verimli ova ve yaylalar tâkip eder. Bundan sonra doğuya doğru, dağlar ve vâdiler uzanır. Bunların peşinden kısa ve verimli bir şeridin hemen arkasından, Fırat Nehriyle birlikte ülkeyi güneydoğu istikâmetinde baştan başa geçen, Suriye Çölü gelir.

Akdeniz, Suriye’nin dörtte bir batı sınırını meydana getirir. Kıyı yaylası kıyıdan îtibâren 8 ilâ 32 km kadar uzanır. Bu yaylanın doğusundaki dağlık bölge; ortalama yüksekliği 1585 m olan Ensariye Dağı, 2135 m olan Anti-Lübnan Dağ Silsilesi ve 2814 m ile ülkenin en yüksek yeri olan Hermon Dağından teşekkül etmiştir. Suriye’nin en verimli ve gelişmiş bölgesi bu bölgenin doğusu olup, Şam, Halep, Hama ve Humus şehirleri de buradadır. Şam ile Ürdün sınırı arasında yer alan Dürzi Dağı ise, ortalama olarak 1675 m kadar yüksekliğe çıkabilen yüksek bir yayla görünümündedir. Bu dağ volkanik olup, etek kısımları lavlarla dolu geniş bir çölün içindedir.

Ülkenin ortasını ve kuzeydoğusunu Suriye Çölü kaplamıştır. Bu geniş çöl orta kısımda tepeliktir. Çölde birkaç köy ve birkaç eski eserden başka bir şey yoktur. Suriye Çölünde ise, kuru ve kavurucu sıcak çöl iklimi mevcuttur.

Tabiî Kaynaklar

Suriye genel olarak tabii kaynaklar bakımından fakir bir ülkedir. Yeraltı kaynaklarından en önemli mineral petrol olup, daha çok kuzeydoğudan çıkarılır. Bundan başka alçıtaşı ve bazalt (volkanik taş, siyah mermer) da elde edilmektedir. Bulunan diğer mineraller şunlardır: Fosfat, kurşun ve bakır. Latakia bölgesi civârında ise çok az da olsa zift (katran) ve krom mevcuttur.

Suriye’nin kıyı bölgeleri nispeten yeşillik alanlar ve ağaçlarla kaplıdır. Dağlık bölgelerse, umûmiyetle çıplak olup, bir kısmı cılız otlarla örtülüdür.

Suriye Çölünün, batısında kalan bozkır-çöl arâziyse bitki örtüsünün kıt olduğu bir bölgedir. Bu bölgede ve Suriye Çölünde yağışlar olduğu zamanlarda bir miktar kısa ömürlü otlar, maki tipi çalılık ve dikenlikler yetişir.

Hayvanlar âlemi olarak pek fazla zengin bir ülke değildir. Daha çok çöl ceylanı (gazal, âhû), aktavşan (bir çeşit tarla fâresi), toykuşu, deve, keçi, koyun, eşek ve sığır yetişir.

İklim

Kıyı bölgesinde iklim, yaz aylarında nemli ve aşırı sıcaktır. Kış aylarında sık sık sis olayları olur ve bölge bol yağış alır.

Ülkenin ikinci bölgesi olan “dağlık bölgesi”, yılda aşağı yukarı 1000 mm’lik yağış alır. Öyle zamanlar olur ki, sularla dolan nehirler seller meydana getirir.

Halep civârındaki bölgede ve bozkır çölde tatlı bir iklim vardır. Kışın bol sis olur. Ağustos sıcaklığı yaklaşık 38°C civârındadır. Hemen hemen 380 ilâ 520 mm arasında bir yağış ortalamasına sâhip olan bu bölgenin nem miktarı düşüktür. Şam civârında ise gündüz-gece sıcaklık farklılıkları fazla olan ve genellikle kuru bir atmosferi olan kara iklimi hüküm sürer.

Ülkenin en büyük nehri Fırat olup, üç ana kolla kuzeyden gelir ve Meyadin’in güney doğusundan, Irak topraklarına girer. Diğer nehirleriyse Berada ve Oronto nehirleridir. Ülkede büyük göl bulunmayıp, az sayıda küçük göl vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Suriye’nin nüfûsu yaklaşık 12.524.000’dir. Yıllık nüfus artışı % 3,5 dolayındadır. Nüfus yoğunluğu ise aşağı yukarı 63’tür.

Suriyeliler, Arabistan, Asya ve Avrupa’dan göç etmiş insanların karışımından meydana gelmişlerdir. Ekseriyeti Sâmi soyundan gelen Araplar teşkil eder. Nüfûsun % 89’unu Araplar, % 6’sını Kürtler, % 3’ünü Ermeniler ve geri kalanını da Türk, Çerkez ve Asurîler teşkil eder.

Suriye’nin resmî dili Arapçadır. Sâmi soyundan gelen Araplar olduğu için, Suriyeliler genellikle Sâmi dilinden gelen Arapçayı konuşurlar. Bundan başka ayrıca Türkçe, Süryânice, Kürtçe, Ermenice ve Çerkezce de konuşulmaktadır.

Nüfûsun hemen hepsi Müslümandır. Çok az bir bölümü Hıristiyandır. Bu Hıristiyanlar genellikle Katolik, Ortodoks, Suriye Ortodoksu, Monofist, Protestan, Keldani ve Nesturî gibi ayrı gruplar hâlindedir.

Müslümanların büyük bir bölümü Sünnîdir. Ayrıca Alevîler, İsmâilîler veDürzîler de vardır. Çok az sayıda Yezîdî, Râfizî ve Şiî mevcuttur. Bunlardan Yezidîler “Şeytana taparlar”.

Nüfûsun yarısı okuma-yazma bilir. Genç nüfûsun % 60’ı okula gitmektedir.

En büyük ve gelişmiş şehir Şam’dır. Diğer önemli şehirleri Halep, Humus, Hama ve Lazkiye’dir.

Siyâsî Hayat

Suriye, Cumhûriyetle idâre olunan bir Arap devletidir. Devlet başkanı Hâfız Esad’dır. Çok partili cumhûriyet olmasına rağmen siyâsî iktidar Baas Partisinin elindedir. Şam ülkenin başşehri olmak üzere ülke 13 il’e ayrılmıştır. Birleşmiş Milletler üyesidir. Varşova Paktına dâhilken bu pakt resmen 1991 yılında feshedildi.

Ekonomi

Suriye, ekonomisi esas îtibâriyle tarıma dayanır. Tabiî kaynaklar bakımından ülke pek zayıftır. Arâzisinin % 40’ına yakın bir bölümü ekilebilir. Fakat sulama imkânları geniş değildir. Ormanlar, mâdenler, bitki örtüsü oldukça kıt olduğundan ekonomik olarak geri kalmış bir ülkedir. Başlıca tarım ürünleri şunlardır: Arpa, buğday, yulaf, darı, mısır, sebze, meyve, tütün ve şekerkamışı. Bâzı bölgelerde pamuk ve zeytin zirâati de yapılır. Deve, koyun, keçi ve sığır yetiştirilir.

Suriye’nin endüstrisi, tarıma nazaran gelişmiş ve ekonomiye katkısı büyüktür. Arap dünyâsında, Mısır’dan sonra endüstride kalkınmış ikinci ülkedir. Başlıca endüstri dalları; pamuklu ve ipekli kumaşlar, yünlü kumaşlar, çimento, yemeklik sıvı yağlar, tütün, kakmalı ve işlemeli mobilya eşyâlar, gümüş eşyâlar, petrol endüstrisi, tekstil, cam eşyâ, şeker ve pirinç âletlerdir.

Mâden olarak fosfat çıkarılır. Petrolü sınırlı ölçüdedir. Ayrıca Irak’tan Akdeniz’e akıtılan petrol boru hatlarından geliri vardır.

İthalât daha çok Irak, İtalya, Almanya veFransa’dan yapılmaktadır.

Ülkenin ihrâcatı ithâlatının ancak yarısı kadardır. Suriye ürettiği ürünlerini, genellikle İtalya ve Romanya’ya satar.

Son yılarda Suriye’nin dış ticâreti daha çok komünist ülkelere yönelikti. Böylece ithâlat ve ihrâcat yaptığı ülkelere Küba ve Çin gibi ülkeler de katılmıştır. Suriye’nin Türkiye ve Japonya ile de ticârî münâsebetleri vardır.

Suriye’nin başlıca ihraç ürünleri şunlardır: Ham petrol, pamuk, tekstil ürünleri, canlı havyan, hayvan ürünleri ve tahıl ürünleri. Buna karşılık Suriye dışardan genellikle tekstil ürünleri, katı yakıtlar, makina, inşaat malzemeleri, metaller, kimyevî maddeler, motorlu taşıtlar ve tütün satın alır. Suriye’nin içinde bulunduğu ödemeler dengesi, ülke ekonomisini dışarıya ve hârici para kaynaklarına bağlı bırakmıştır.

Suriye’nin ulaştırma imkânları oldukça gelişmiş, hem toprak ve hem de asfalt yollar uzanabildiğince bütün ülke boyunca inşâ edilmiştir. Suriye; Türkiye, Ürdün, Lübnan veIrak’ı birbirine irtibatlayan demiryolu sisteminin ortalarında yer alır. Lâzkiye ve Tortus limanları, ülkenin deniz ulaşımına kâfi gelmektedir. Hem dış ve hem de iç hat havayolu ulaşımı düzenlidir. Suriye’nin ulaştırma ve haberleşme alanında, ileri seviyede olması sebebiyle turizm ve otelcilik alanları önemli birer gelir kaynağı olmuştur.

SUUDİ ARABİSTAN


DEVLETİN ADI: Suudi Arabistan Krallığı
BAŞŞEHRİ: Riyad
YÜZÖLÇÜMÜ: 2.240.000 km2
NÜFUSU: 14.691.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslâm
PARA BİRİMİ: Riyâl

Arabistan Yarımadasında 16° 11’ - 32° 09’ kuzey enlemleri ve 34° 34’ - 55° 41’ doğu boylamları arasında yer alan bir ülke. Kuzeyden Kuveyt, Irak ve Ürdün, güneyden Yemen, Güney Yemen ve Umman, doğudan Birleşik Arab Emirliği ve Basra Körfezi ve batıdan Kızıldeniz ile çevrilidir.

Târihi

Arabistan târihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber hazret-i Âdem ile başlar (Bkz. Âdem Aleyhisselâm). Arabistan toprakları üzerinde hazret-i Âdem’den sonra birçok peygamber geldi. Bunlardan hazret-i Nûh, insanlığın ikinci babasıdır. Araplar, hazret-i Nûh’un üç oğlundan biri olan “Sâm”dan türemişlerdir. (Bkz. Nûh Aleyhisselâm). Bu yüzden ülke toprakları üzerinde ilk yaşayanlara “Sâmiler” adı verilir.

Sâmiler’den sonra gelenlere,Arab-ı âribe dendi. Himyer, Gassan ve Hire gibi bir takım devletler kuruldu. Eski Araplarla, yeni gelenlerin karışması netîcesi, Arab-ı müsta’ribe meydana geldi. İslâmiyetten evvel, Araplar çeşitli kabîleler hâlinde yaşarlardı. Bunların en şereflisi Kureyş, bunun içerisinden de Hâşimî kolu sayılıyordu. Hazret-i Muhammed, bu koldan gelmekteydi ve 610 yılında İslâm dînini tebliğe başladı. 630 yılında Mekke fethedildi. (Bkz. Muhammed Aleyhisselâm)

Hazret-i Muhammed 632 yılında vefât edince Dört Halîfe (632-661) devri başladı. Bahreyn, Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Afrika, Kafkasya ve Horasan fethedildi. Dört Halîfe devrinden ve hazret-i Hasan’ın altı aylık hilâfetinden sonra, devlet idâresi 662 yılında Emevîlere geçti. Sicistan, Afganistan, Semerkant, Erzurum, Kıbrıs, Girit, Sicilya, Buhara, Harzem, Hint toprakları Malatya ve Türkistan fethedildi. Sınırlar Atlas Okyanusu ve Fransa içlerinden Türkistan’a kadar uzandı. (Bkz. Emevîler)

Emevî Halîfeliğinden sonra, 750’de Abbâsi Halîfeliği devri başladı. Fakat Abbâsiler her geçen gün kuvvet ve îtibârını kaybediyordu. Çeşitli iç isyanların ve toprak kayıplarının yanında, Moğol felâketiyle 1258’de fetret devrine girildi. Üç senelik fetret devrinden sonra, Abbâsilerin Mısır’daki halîfeliği 1517 yılına kadar devâm etti. (Bkz. Abbâsîler)

Arabistan Yarımadası, Sultan Birinci Selim Han (1512-1520) zamânında, Osmanlı hâkimiyetine geçti. Sultan Selim Hanın 1517’deki Ridâniye Muhârebesiyle Mısır’ı alıp, Memlûk Devletine son verdikten sonra, bu devletin nüfûzu altında bulunan Mekke ve Medîne havâlisi de Osmanlı hâkimiyetini tanıdı. O sırada Mekke emiri bulunan Şerîf Berekât bin Muhammed Hasanî, derhal henüz on iki yaşında bulunan oğlu Şerîf Ebû Nümey’i, elçilik heyetiyle Mısır’a göndererek Osmanlı pâdişâhına tâzimlerini arzla Mekke’nin anahtarlarını takdim etti. Şerîf Ebû Nümey, Osmanlı Pâdişâhı Sultan Selim Han tarafından da kabul edildi. Şerîf Ebû Nümey’e hil’at giydirilerek, pâdişâhın elini öptü. Şerîf Berekât’a Mekke emirliği menşuru yazılıp, oğluna verilen hediyelerle Mekke’ye gönderildi. Mısır hazînesinden Mekke emîrine maaş bağlandı. Ayrıca Şerîf Ebû Nümey ile berâber Mekke ve Medîne ahâlisine dağıtılmak üzere, pâdişâh tarafından 200.000 altınla bol miktarda zahîre gönderildi. Bunları Emir Muslihiddîn ile Mısır’dan iki kâdı götürüp, mahallerinde dağıtmaya memur edildiler.

1517 yılından îtibâren Mekke ve Medîne’deki câmilerdeki hutbelerde, Osmanlı pâdişâhlarının adları zikredildi. Emir tâyinleri de Osmanlı pâdişâhlarınca yapılırdı. Mekke emîri olan şerif vefât eder veya azl yâhut istifâ ile makâmı boşaldığı zaman, yerine tâyin olunacak yeni emir, şerîflerin seçimleri Mekke kâdısıyla Mısır, Şam ve Cidde vâlilerinin arz ve inhaları üzerine pâdişâh tarafından tâyin edilirdi. Emir tâyini, dört yüz yıldan fazla bu usûlle yapıldı.

Osmanlılar bölgeyi imtiyazlı hâlde tuttular. Mübârek belde olması dolayısıyla ahâlisine ziyâdesiyle yardım edip, mânevî ve sanat değeri yüksek pekçok eserler yaptırdılar. Arabistan ahâlisi, Osmanlıların hâkimiyetinde kaldıkları 1517-1918 yılları arasında bolluk içinde yaşayıp, ihtiyaçları ziyâdesiyle karşılandı.

1737 yılında Abdülvehhab oğlu Muhammed’in yaymaya başladığı Vehhâbîlik yolu, Arabistan’daki sükûneti bozdu. Bu yol siyâsî bir hâl de alınca; Osmanlı Devletine karşı bölgedeki Bedevîlerin desteğinde 1791’de isyan ettiler. Mekke Emîri Şerîf Gâlib Efendi ile harp ettiler. Sayısız Müslümanı öldürüp, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını aldılar. Bunlar 1801’de Mekke’ye saldırdılar. Mekke Emîri Şerîf Gâlib Efendi, bunları şehre sokmadı. Mekke etrafındaki Arap kabileleri de Vehhâbi oldu. 1803’te Taif’e girdiler. Taif’teki Müslümanlara işkence edip, kadınları ve çocukları acımasızca öldürdüler. Hac mevsiminde Mekke’ye de saldırdılar. Şehre giremediler. Şerîf Gâlib Efendi, Cidde’ye girince Sü’ûd bin Abdülaziz antlaşmayla şehre girdi, türbe ve mezarların hepsini yıktırdı. Suudîler, Şerîf Gâlib Efendiyi yakalamak için Cidde’ye gittiyse de Osmanlı askerinin mukâvemetinden geri çekildiler. Mekke’de işkence, zulüm, soygun artınca, Şerîf Gâlib Efendi, Cidde’den şehre gelip Vehhâbîleri kovdu. Yemen dağlarına kaçtılar. Kaçarken çok zulüm, soygun yaptılar. Şerîf Gâlib Efendinin tavsiyesiyle Benî Sakif Kabîlesi de Taif’teki Vehhâbîleri şehirden kaçırttılar. Vehhâbîler, Yemen dağlarındaki câhil, vahşi köylüleri toplayıp, kuvvetlerini arttırarak tekrar Mekke’yi kuşattılar. Şehir açlık sebebiyle teslim oldu. Yine şehirde çok zulüm ve tahribat yaptılar. Mübârek beldelerdeki zulüm ve tahribât, Mısır Vâlisi Mehmed Ali Paşanın 1812’de Cidde’ye gelmesi ve Mekke’ye asker göndermesine kadar devam etti.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrâhim Paşa, Vehhâbîlerin merkezi Deriyye’yi 1818’de fethedip, Vehhâbî Emiri Abdullah ibni Suud ile dört oğlu ve ileri gelenlerini esir alıp, İstanbul’a gönderince, bunlar îdâm edildi. İngiltere bölgede fitne çıkarıp, Osmanlı Devleti içinde isyan başlatmak istediyse de 1857’de sulhla etkisiz hâle getirildi. 1860 yılında bütün emirler devletin itaatı ve terbiyesi altına sokuldu.

1897’de Suudîlerin lideri olan Abdülaziz er-Reşîd, Vehhâbiliği tekrar faal hâle getirdi. Riyad, Kasîm, Büreyde şeyhleri, El-Mühenne köyünde bulunan Abdülaziz bin Suud bin Faysal ile anlaştılar. Abdülaziz bin Suud, 12.000 hecinli ile Kuveyt’ten Riyad’a geldi. 1902’de bir gece Riyad’a girdi. Abdülaziz ibnür-Reşîd’in Riyad Vâlisi Aclân’ı bir ziyâfette öldürdü. Zulümden yılmış olan halk, bunu emir yaptı. Üç sene çeşitli muhârebeler yapıldı. Abdülaziz ibnür-Reşid öldürüldü. 1915’te Osmanlılar işe karışarak, Abdülaziz bin Suud, Riyad kaymakamı olmak üzere sulh yapıldı. Sonra Reşidîler ile Suudîler arasında Kasîm’de harp olup, Abdülaziz bin Suud mağlup oldu. 1918’de Abdülaziz bin Suud, İngilizlerin teşviki ile bir beyannâme yayınladı. Mekke’ye ve Tâif’e saldırdı. Fakat, bu şehirleri Şerîf Hüseyin Paşadan alamadı. 1924’te İngilizler, MekkeEmiri Şerîf Hüseyin bin Ali Paşayı yakalayıp, Kıbrıs’a götürdü. İngilizlerin bu hareketinden sonra, Abdülaziz bin Suud, 1924’te Mekke’yi ve Tâif’i rahatça ele geçirdi. Suudîler, İngilizlerin yardımıyla bölgede kontrolü sağlayınca, Osmanlı Devletinden sonra halifelik makamına sâhip olmak istedilerse de başaramadılar.

İbn-i Suud, 1932 yılında Suudi Arabistan Krallığını kurdu. 1953 yılında ölümünden sonra, yerine oğlu Suud bin Abdülaziz geçti. 1964’te tahtan indirildi. Yerine kardeşi Faysal getirildi. 1977’de sarayında yeğeni tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Halid geçti. O da 1982’de ölünce kardeşi Fahd geçti.

Suudi Arabistan 1948, 1967 ve 1973 yıllarında vuku bulan Arap-İsrail harplerine katıldı. İngiltere, Fransa ve ABD’den milyarlarca dolarlık silâh, malzeme, savaş uçakları, güdümlü mermiler alındı. 1990 ortalarında Kuveyt’in Irak tarafından işgal edilmesine karşı olan Suudi Arabistan, Irak’ı Kuveyt’ten çıkarmak için harekete geçen “çok uluslu güce” üs vazîfesi yaptı.

Fizikî Yapı

Arap Yarımadası, Önasya’da kuzeybatıdan, güneydoğuya doğru uzanmış düzgün olmayan dikdörtgen şeklinde bir yapıya sâhiptir. Güney kısmı doğuya doğru genişlemekle bir çizme şeklini alır. Arap Yarımadası’nın yaklaşık 2.240.000 km2lik büyük bir bölümü Suudi Arabistan topraklarını meydana getirir. Genel olarak ülke toprakları kıyıları alçak yerlerden, sâhile yakın yüksek dağlardan ve iç kısımları da yüksek ve geniş ovalardan ibârettir. Batı kıyıları Filistin sınırından, Yemen sınırına kadar Serat Sıra Dağlarıyla örtülüdür. Bu dağların en yüksek noktası yaklaşık olarak 3657 m yüksekliğindeki Razih Dağıdır. Hicaz’ın doğusunda Necid Çölü bulunur. Necid’in güneyinde Dehna veya Rubül Hali Çölü ve doğusunda Nüfud Çölü yer alır.

Serat Dağlarından doğan nehirler zayıf ve kısa olup, küçük çaylar hâlinde kalırlar. Çoğu Tehame kumlarında kurur. Başlıca büyük nehirleri Behre, Şecce, Kanûn, Aşer, Sem ve Bişe’dir. Bunlar ancak âni yağan yağmurlarla denize ulaşabilirler. Yarımadanın doğu taraflarında hemen hemen hiçbir nehir olmayıp, ancak bu geniş bölge “Vâdi” adı verilen, nehir yatağı şeklinde olan, kuru derelere bölünmüş durumdadır. Bunların en büyüğü de, Hicaz bölgesinin güneyinde yer alan Asir bölgesinden doğan Vâdi-i Remim olup, Fırat’a kadar uzandığı olmaktadır.

Ülkenin doğusunda yer alan El-Hassa bölgesi ve güney kesimleri yüksek yaylalıktır. Bu bölgenin ve Nüfud Çölü ile Yemame’nin bir kısmıysa dağlıktır.

Kızıldeniz kıyıları “şap” denilen kayalar, mercanlar ve adalarla örtülüdür. Basra kıyılarıysa alçak ve girintili çıkıntılıdır. Batı bölgesinde kıyılara yakın ova ve dağların bir kısmı katılaşmış lav kalıntıları(Harralar) ile kaplıdır. Kıyıdan 250 km kadar içerdeki Hicaz bölgesindeki vâdiler, tepelerden kıyıdaki ovalara doğru uzanır. Bunların içinde en önemlisi Hama Vâdisidir.

İklimi

Arabistan iklimi, toprağından dolayı genel olarak sıcak ise de, yüksek bölgelerde serindir. İklimin en müsâit olduğu yerler Yemen’e yakın bölgelerle Necid Çölüdür. Dehna Çölü ve Tehame bölgelerinde şiddetli sıcaklar ve kuraklık mevcuttur. Tehame’de genellikle yağış olmaz ve ortalama sıcaklık 37°C civarındadır. Hiç yağmur almayan çöllerdeyse sıcaklık, gece 38°C, gündüz ise 43°C civârında seyreder. Hicaz ve güneyi mûtedil bir havaya sâhiptir. Hattâ Medîne-i münevvereye ve Taif’e kışın kar yağdığı dahi olur. Yıllık yağış ortalaması 160 ilâ 180 mm kadardır. Ancak yağmurlarla meydana gelmiş olan kısmî yeşillik, sıcak ve boğucu “sam (semum)” adlı çöl rüzgârlarıyla kuruyarak kül rengine döner.

Tabiî Kaynaklar

Arabistan topraklarının genel olarak, biricik tabiî kaynağı hurmadır. Hurmanın birçok çeşitleri yetişmektedir. Ülkenin Yemen ve Amman’a yakın bölgesiyle, Hicaz ve Necid bölgelerinde çok çeşitli bitkilerin yanında tıpta kullanılan sinameki, demirhindi, kat ağacı ve zamk-ı Arabî, gibi nâdide bitki türleri de yetişir. Ülkede göze çarpacak ormanlar olmayıp, çoğu yerler çıplak ve taşlıktır. Meyve ağaçları dışında, seyrek olarak ardıç, yabânî yasemin ve yabânî zeytin ağaçları da mevcuttur. Yağmurların düştüğü dönemlerde meydana gelen yeşillik ve mer’alar, kısa sürede kurur. Sulak bölgelerde ve Tehame civârında bol, uzun ve çeşitli kamış türleri yetişir.

Suudi Arabistan toprakları, deve ve cins atların asıl vatanıdır. Dünyânın en güzel atları burada yetişir. Necid bölgesi at ve deve bakımından en zengin bölgedir.

Diğer bölgelerdeyse daha çok koyun, keçi, sığır ve eşek yetiştirilir. Vahşi hayvanlar içinde, en başta çöllerin kralı olan arslan gelir. Ayrıca kaplan, sırtlan, çakal, domuz, kurt, tilki ve maymun cinsleri yaşar. Ülkede çok sayıda çekirge sürüleri ve Hicaz taraflarında da “lâdug”” isminde zehirli bir cins örümcek mevcuttur.

Ülke toprakları, yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Altın, simli kibrit, salz, bakır ve daha birçok çeşit mâden çıkarılır. Mekke-i mükerreme civârlarında, kükürt damarları ve petrol yatakları mevcuttur. Kızıldeniz önemli bir tuz kaynağıdır. Basra kıyılarının ise incisi pek meşhurdur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Suudi Arabistan nüfûsu 14.691.000’dir. Yıllık nüfus artış oranı % 6 olup, nüfus yoğunluğu 5’tir. Nûh aleyhisselâmdan sonra, Arabistan Yarımadasında yerleşenlere “Arab-ı bâide” denir. Âd, Semud ve Amâlika bunlardandır. Bunların hepsi “Sâm” soyundandır. Yemen’dekilere ise “Arab-ı âribe” denir. İkisinin karışmasından “Arab-ı müsta’rebe” meydana geldi. Araplar, İslâmiyetten sonra yabancılarla karıştı. Lisanları değişerek “Arab-ı müsta’ceme” ismini aldılar. Arabistan’da eskiden beri hasebe ve nesebe çok önem verilirdi. Bu yüzden birçok kabileler mevcuttur. Herbiri şeyhlikle idâre edilir.

Arabistan kabilelerinin en kalabalık ve en güçlüsü Kureyş’tir. Kureyş, Resûlullah aleyhisselâmın on birinci babası olan Fihr’in ismidir. Arab-ı müsta’rebe’den “Benî Adnan” ve bunlar arasında da “Mudar” ve“Rebîa” kabileleri meşhur oldu. “BeniMudar”dan Kenâne, Kureyş, Hevazin, Sakif, Temim ve Müzeyne kabileleri meydana geldi.

Kureyş kabilesi Mekke’de yerleşmekle ayrıca şeref kazandı. Kabile reisleri, mühim işlerde anlaşmak için, Mekke’de “Dâr-ün-nedve” denilen yerde toplanıp meşveret ederlerdi. Kureyş kabilesi de, on kola ayrılmıştı. Zemzem dağıtma ve Kâbe’yi tâmir ve tezyin işi, bunların da en şereflisi Hâşimîlere verilmişti.

Bugünkü Suudi Arabistan halkı ise, yabancılarla karışarak onlardan sonra gelenlerdir. Ülkenin şimdiki etnik yapısı eskiye nazaran çok değişmiştir. Hakîkî Araplar pek kalmamıştır. Çoğunluğu Suudiler, Mısırlılar ve Yemenliler teşkil etmektedir. Bundan başka Filistinli, Ürdünlü, Suriyeli, Pakistanlı, Hintli, Zenci ve bir miktar da Avrupa ve Amerika kıtalarından gelen insanlar yaşamaktadır. Nüfûsun % 70’ine yakın bir bölümü şehirlerde yaşamaktadır. Dil Arapçadır. Fakat bugünkü Arapça çok değişik bir şekildedir. Yâni İslâmiyyetin ilk yıllarındaki Kureyş Arabîsi hemen hemen kalmamıştır. Arapça, çeşitli Arap ülkelerinde farklı lehçeler hâlindedir.

Bugünkü Araplar, yaşayış bakımından iki kısımdır. Bir kısmı şehirli diğer kısmı göçebedir. Fakat son zamanlarda kurulan modern şehirlerde şehirli nüfusu çok daha fazla artmıştır. Suudi Arabistan’da Vehhâbîlik yaygın olup, devlet desteğindedir. Halkın okuma-yazma oranı % 15 civârındadır. Medine, Cidde ve Riyad Üniversiteleri meşhurdur. Eğitim ve öğretim serbest ve ücretsizdir.

Ülkenin başşehri Riyad olup, geniş ve kalabalık bir şehirdir. Diğer önemli şehirleri Mekke,Medine, Cidde, Yenbo, Abha ve Anaiza’dır. Mekke-i mükerreme kıyıdan yaklaşık 64 km içeridedir. İslâmın kıblesi, Allahü teâlânın evi Kâbe-i muazzama bu şehirdedir. Câmilerin efdali Kâbe-i muazzama, sonra bunun etrâfındaki Mescid-i harâmdır. Kâbe-i şerîf, Âdem aleyhisselâm tarafından yapılmış ve İbrâhim aleyhisselâm ve İsmâil aleyhisselâm zamânında tâmir edilmiştir. Medîne-i münevvere ise kıyıdan yaklaşık 320 km içerde ve Mekke-i mükerremenin kuzeyindedir (Bkz. Mekke-i Mükerreme-Medîne-i Münevvere). Resûlullah efendimizin mübârek Kabr-i şerîfleri buradadır.

Her yıl milyonlarca Müslüman Kâbe-i şerîfi ziyâret ederek “Hacı” olmakla şereflenmektedir.

Suudi Arabistan, petrolden büyük gelir sağlayarak çeşitli sosyal tesisleri açmış durumdadır. Sağlık işleri ücretsiz yürütülmektedir. Riyad Kral Faysal Tıp Merkezi, çok meşhur olmuştur. Ülkenin turizmi oldukça gelişmiş durumdadır.

Siyâsî Hayat

Suudi Arabistan devleti, 1926 yılının Ocak ayında kurulup, 1932 yılında Birleşik Krallık olmuştur. İdârî sistemi monarşiktir. Bir Bakanlar Konseyi mevcuttur. Yasama, yürütme ve yargı selâhiyetleri kralda toplanmıştır. İdârî olarak 14 bölgeye (il’e) ayrılmıştır. Krallık âileden verâset yoluyla veliahtlara geçmektedir.

Kuveyt ve Suudi Arabitan arasında yaklaşık 5836 km2lik bir tarafsız bölge mevcuttur. 1966’da idârî bakımdan paylaşılmıştır. Mevcut petrol yataklarından iki ülke de faydalanmaktadır. Irak ile olan sınırda ise 7000 km2lik bölge tarafsız olup, askersizdir. Meskûn mahâl değildir. Suudi Arabistan Birleşmiş Milletler ve alt kuruluşları, OPEC ve Arap Birliği teşkilâtlarına üyedir.

Ekonomi

Suudi Arabistan ekonomisi, 1932 yılında petrolün bulunmasıyla hızla gelişerek, dünyâ ekonomisine tesir edecek seviyeye gelmiştir. Petrol gelirleri ülke ekonomisinin can damarını teşkil etmektedir. Ülkenin en önemli endüstrisi petrol ve ürünleridir. Ortadoğu’nun en büyük petrol üreticisidir. Bu bakımdan dünyânın üçüncü ülkesidir. Petrole paralel olarak, petro kimyâ endüstrisi kurulmuştur. Petrolden başka tabiî gaz, altın, gümüş ve demir de çıkarılmaktadır.

Ekonomide ikinciliği tarım sahası alır. Ülkenin sâdece % 2’si tarıma müsâittir. Nüfûsun % 28’ine yakın bir bölümü tarım alanında çalışmaktadır. Geri kalan nüfûsun iş sahaları ise % 44’ü diğer hizmetler, hükümet işleri ve ticârette, % 4’lük bir bölüm ise endüstridedir. Başlıca yetiştirilen tarım ürünleri hurma, buğday ve meyvedir. Tarım alanları, bağ ve bahçelerin % 85’ine yakın bir bölümü sun’î olarak sulanmaktadır. Deve, eşek ve koyun yetiştiriciliği gelişmiştir. Buna bağlı olarak hayvan derisi ve yün üretimi mevcuttur.

Suudi Arabistan’ın yıllık ekonomik büyüme hızı, % 9,8 civârındadır. Ticâretinin büyük bir bölümünü ABD ile yapar. Bundan başka Japonya, Birleşik Almanya, Fransa ve Ortadoğu ülkeleriyle ticârî münâsebetleri gelişmiştir. İhrâcâtı, ithâlâtının yaklaşık iki katıdır. İhrâcâtının % 90’ından fazlasını petrol ve petrol ürünleri teşkil etmektedir. Bu bakımdan dünyâ birincisidir. Ayrıca hurma, deri ve yün diğer ihraç ürünleridir. Son zamanlarda AET ülkeleriyle olan ekonomik münâsebetleri artmıştır.

Ülkede balıkçılık ve turizm çok önemli iki gelir kaynağıdır. Turizmden elde edilen gelirler oldukça yüksektir.

Ülkenin demiryolu ve karayolu ulaştırma şebekesi çok gelişmiştir. Son yıllarda havayolu ulaştırması da çok düzenli hâle getirilmiştir. Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın yaptırdığı meşhur Hamidiye Hicâz Demiryolu, Zerka’ya kadar işlemektedir. Abdülhamîd Han, bundan başka, Medîne-i münevvereye kadar telgraf hattı yaptırmıştı. Suudi Arabistan’ın başlıca limanları Yenbu, Cidde, Ras Tanura ve Dahran limanlarıdır.

TACİKİSTAN


DEVLETİN ADI: Tacikistan Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ: Duşanbe
YÜZÖLÇÜMÜ: 143.100 km2
NÜFUSU: 5.358.000
RESMİ DİLİ: Tacikçe
DİNİ: İslâmiyet
PARA BİRİMİ: Ruble

Orta Asya’da yer alan bir devlet. Doğuda Çin, güneyde Afganistan, batı ve kuzeyde Özbekistan ve Kırgızistan’la çevrili Tacikistan toprakları Asya’nın dağlık iç kesimlerinde yer alır.

Târihi

İran kökenli bir halk olan Tacikler, mîlâttan önce sırasıyla Perslerin, Büyük İskender’in ve onun ardından kurulan devletlerin hâkimiyetleri altında kaldılar. Yedi-sekizinci asırlar arasında Müslüman Araplar Taciklerin yaşadığı bölgeyi fethettiler ve buralara Mâverâünnehr ismini verdiler. Kısa zamanda Müslümanlığı kabul eden Tacikler, bölgeye hâkim olan Türklerin kültür ve dillerinden büyük ölçüde etkilendiler.

Tacikler 15. asırdan 18. asrın ortalarına kadar Buhara Hanlığının hâkimiyeti altında yaşadılar. Daha sonra Ceyhun Irmağının güneyinde ve güneybatısındaki toprakları ele geçiren Afganlar, Taciklere hâkimiyetlerini kabul ettirdiler. Tacik topraklarının büyük bölümü 1860’lı yıllarda Rusların eline geçti. Buhara Hanlığı ise 1868’de Rusya’nın hâkimiyetini kabul etti.

Rusya’daki 1917 Ekim Devriminden sonraTaciklerin yaşadığı toprakların bir bölümü 1918 Nisan’ında kurulan Türkistan Sovyet Sosyalist Cumhûriyetine bağlandı. Bugünkü Tacikistan topraklarının böyük bölümünü içine alan Buhara Hanlığında 23 Ağustos 1920’de yönetime el koyan devrimciler, Ekim ayında Buhara Sovyet Halk Cumhûriyetini kurdular. Devrimciler 1921 başlarında Duşanbe ve Kulyab’ı ele geçirdiler. Yeni yönetime karşı ayaklanan halk, kanlı bir şekilde bastırıldıysa da ayaklanmacılar İbrâhim Bek idâresinde mücâdelelerine 1931’e kadar Doğu Buhara’da devam ettiler.

Buhara Sovyet Halk Cumhûriyeti ile 1924’te Türkistan Sovyet Sosyalist Cumhûriyetine bağlı Tacik toprakları birleştirilerek Tacikistan Özerk Cumhûriyeti kuruldu. İdârî olarak Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhûriyetine bağlıydı. 1929’da Sovyetler Birliğini meydana getiren 15 cumhûriyetten biri hâline getirildi.

Sovyetler Birliğinde 1989’da başlayan reformlar Tacikistan’da da köklü değişikliklere sebep oldu. İlk çok partili seçimler yapıldı. Ülke yeni bir siyâsî ve ekonomik döneme girdi. Tacikistan 1991’de bağımsızlığını îlân etti ve aynı sene Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı.

Tacikistan bağımsızlığını îlân eder etmez, ülkedeki belli başlı üç muhâlif grup başta bulunan yöneticilerle mücâdeleye başladı. Bunlar batı taraftarı Demokratik Parti, Tacikistan’a İslâmî idâreyi yeniden getirmek isteyen Rastohen Millî Cephesi ve kurulur kurulmaz yasaklanan İslâmî Yenilik Partisiydi. Yapılan protesto gösterileri neticesinde muhâlefetin birçok istekleri kabul edildi. Komünist Partisi yasaklandı ve İslâmî Yenilik Partisi kânûnî statüye kavuştu. Seçimler sırasında Nabiyev cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı. Fakat 24 Kasım 1991’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Nabiyev kazandı. Üç muhâlif partinin desteklediği Eski Sinema İşçileri Sendikası başkanı Davlat Hudonazaov seçimlere hile karıştığı iddiasında bulundu.

Orta Asya cumhûriyetleri arasında en fakiri olan Tacikistan’da ekonominin kötü durumu huzursuzluklara sebep olmaktadır.

Fizikî Yapı

Tacikistan topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplıdır. Toprakların yarısından fazlasının yüksekliği 3000 metreden fazladır. Kuzeyde Tanrı Dağlarının batı uzantıları, orta kesimde aynı dağların güney uzantıları, güneydoğuda ise Pamir-Alay dağ silsilesinin buzullarla kaplı dorukları yer alır. Güneydeki dağlar arasında geniş vâdiler bulunur. Topraklarının tamâmı zelzele kuşağında yer aldığından, ülkede sık sık zelzele olur.

Ülkedeki göller Pamir bölgesinde toplanmış olup sayıları çok azdır. Göllerin en büyüğü denizden 3960 m yükseklikte yer alan Karakul Gölüdür. Dağlardan kaynaklanan sular Sır Derya ve Amu Derya nehirlerinin kollarını meydana getirir. Amu Derya (Ceyhun), cumhûriyetin güney sınırının büyük bölümünü çizer. Diğer önemli akarsu cumhûriyetin orta kesiminden geçen Zerefşan Irmağıdır.

İklimi

Tacikistan’da sert kara iklimi hüküm sürer. Vâdilerde Astropik bir iklim görülür. Yazlar çok sıcak ve kurak geçer. Yağış miktarı genelde düşüktür. Senelik ortalama yağış miktarı 150-250 mm arasında değişir. Dağlık bölgelerde kışlar çok soğuk olup, sıcaklığın zaman zaman -46°C’ye düştüğü görülür. Dağlık bölgeler vâdilere nazaran daha az yağış alır. Yağış ortalaması 60-80 mm arasında değişir.

Tabiî Kaynaklar

Mâdenler:

Yeraltı zenginlikleri bakımından zengin olan Tacikistan’da demir cevheri, kurşun, çinko, antimon, cıva, altın, kalay, tungsten, petrol, doğalgaz ve kömür yatakları vardır.

Bitki örtüsü: Yeryüzü şekilleri ve iklim şartları sebebiyle son derece zengin bir bitki örtüsüne ve hayvan varlığına sâhiptir. Ülke topraklarında beş binin üzerinde çiçek türü vardır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Tacikistan nüfûsu 5.358.000 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. Ülkede nüfus artışı çok yüksektir. Tacikistan nüfûsunun % 62’sini Tacikler, % 24’ünü Özbekler, % 8’ini Ruslar, % 6’sını diğer milletler meydana getirir. Ülkenin en büyük şehirleri Duşanbe ve Leninâbad’dır. Nüfûsun büyük kısmı kışlak adı verilen küçük köylerde yaşamaktadır. Kışlakların çoğunda okul, sağlık, alışveriş ve kültür merkezi vardır.

Eğitim:

Eğitim parasız olup 7-17 yaş arasında mecbûridir. Ülkede meslekî eğitim veren çok sayıda orta öğretim kurumuyla yüksek okul vardır. Tacikistan İlimler Akademisi 1951’de kurulmuş olup, 18 enstitüsü mevcuttur.

Ekonomi

Tacikistan ekonomisinde tarım birinci plânda yer alır. Başlıca tarım ürünü pamuktur. Pamuk ekiminin büyük bir kısmı sulama ile yapılır. Ayrıca üzüm, susam, buğday, arpa, kavun, sebze yetiştirilir. Hayvancılık da ülke ekonomisinde önemli yer tutar. Küçükbaş hayvan besiciliği ve ipekböcekçiliği yaygın olarak yapılır. Çiçek yetiştiriciliği yaygındır.

Mâdencilik, hidroelektrik enerji üretimi, petrol çıkarma ve pamuk işleme başlıca sanâyi kuruluşlarını meydana getirir. Ayrıca gıdâ işleme makinaları, kimyevî maddeler ve halıcılık, sanâyide önemli yer tutar. Örme eşyâ üretimi, ipekli kumaş, halıcılık gibi hafif sanâyi kollarının yanında güç transformatörleri ve kabloları, tarım âletleri üretimi gibi orta ve ağır sanâyi kolları da vardır.

TAYLAND


DEVLETİN ADI: Tayland Krallığı
BAŞŞEHRİ: Bangkok
YÜZÖLÇÜMÜ: 518.000 km2
NÜFUSU: 56.800.000
RESMİ DİLİ: Tay dili (İngilizce, Çince, Malayca)
DİNİ: İslâm, Budizm
PARA BİRİMİ: Baht (=100 stang)

Güneydoğu Asya’da, 5° 32’ -20° 28’ kuzey enlemleri ve 97° 21’-105° 38’ Doğu boylamları arasında yer alan, kuzeyden Burma ve Laos, doğudan Laos, Kamboçya ve Siyam Körfezi, güneyden Malezya ve batıdan Burma ve Andaman Deniziyle çevrili, eski adı Siyam olan, mevki îtibâriyle büyük stratejik önemi hâiz bir krallık.

Târihi

Ülkenin ilk yerlileri Güney Çin’den göç eden insanlardır. Taylandlılar, 11. yüzyılda bölgeye gelerek bir krallık kurdular. Tayland kurulduğundan bu yana Avrupalı güçlerin istilâsına ve sömürgeciliğine uğramayan Güneydoğu Asya’nın biricik ülkesidir. Şüphesiz bunda, Tayland Kralı Mongkut’un rolü büyüktü. Bundan sonra yerine geçen oğlu Kral Chulalongkorn da aynı siyâsetle bu durumu devam ettirdi. Kral Chulalongkorn 1851 yılından 1910 târihine kadar tahtta kaldı. Ülkesinin gelişme ve kalkınmasında büyük çaba sarfetti. İngiltere ve Fransa ile çeşitli ticârî anlaşmalar imzâladı.

Tayland’da 1932 yılında monarşik idâreyi sınırlayıcı kansız bir ihtilâl oldu. 1941 yılında ülke Japonlarca işgâl edildi. Harpten sonra batı siyâseti gütmeye başlayan Tayland, Vietnam’a 11.000 kişilik bir askerî birlik gönderdi. 1972 yılında bu birliklerini tekrar geriye çekti.

1976 yılında yeni bir ihtilâl oldu. Bu sefer ihtilâl kanlıydı. Bunu 1977 ihtilâli tâkip etti. 1983 yılında Vietnam askerî birlikleri, Tayland, Kamboçya sınırı yakınlarında Kamboçya mülteci kamplarına saldırdı. 30.000’e yakın mülteci Tayland’a sığındı. Bunun üzerine Vietnamlılar ülkeye girdiler. Fakat çok geçmeden Taylandlılar saldırganları geri püskürttü. 1988’de seçimleri kazanarak başbakan olan Tümgeneral Chatichai, 25 Şubat 1991’de yapılan askerî darbeyle yönetimden uzaklaştırıldı. Darbecilerin lideri General Suçinda Kraprayun’dır. Askerî Cuntanın hazırladığı anayasa gereğince Millî Meclisin 360 üyesinin belirleneceği seçimler 22 Mayıs 1992’de yapıldı. Seçimlerde hiçbir parti tek başına iktidâra gelecek sandalye sayını elde edemedi. Generallerin desteklediği Erdem Birliği Partisi, Cuntanın yolsuzlukla suçlayarak iktidardan uzaklaştırdıkları partilerle bir koalisyon hükümeti kurdu. Fakat bir süre sonra çıkan olaylardan sonra hükümet krizi yaşanmaya başlandı. Kurulan geçici hükümetin ardından 13 Eylülde yapılan seçimler netîcesinde muhâlefet partileri 185 sandalye elde ederek yeni hükümeti kurdular (Ocak 1994).

Fizikî Yapı

Tayland mevki îtibârıyle güneydoğu Asya’da, Malay Yarımadası ve Hint-Çin’i üzerinde yer alan bir ülkedir.

Ülke şekil îtibâriyle sap kısmı, Malay Yarımadası üzerinde bulunan açılmış bir çiçeğe benzer. Çiçeğin sap kısmının doğusunda Siyam Körfezi ve batısında Andean Denizi bulunur. Bir bakıma ülke şekil bakımından küçük bir baltaya da bezer Kuzey-güney noktaları arası yaklaşık 1650 km ve doğu-batı noktaları arası ise 800 km kadardır. En dar bölge 64 km olan Kra İstnumus’tur.

Ülkenin yüzölçümü yaklaşık 518.000 km2dir. Bu geniş toprakların kuzeydoğusunda toplam yüzölçümün üçte birine yakın genişlikte bir yayla mevcuttur. Yayla ortada Chao Phraya Nehrinin verimli alüvyonlu vâdisine doğru gittikçe alçalır.

Tayland beş coğrafî bölgeye ayrılabilir: Chao Phraya Menam (Merkezi Platolar bölgesi), Korat Yaylası, Güney Tayland (Yarımada bölgesi), Kuzeybatı bölgesi ve Dvaravati bölgesi (Güneydoğu bölgesi).

Chao Phraya Nehri Bölgesi, küçüklü büyüklü nehir ve kanallarla doludur. Kuzeybatı bölgesinde Ping, Wang, Yom ve Nan adlarında dört nehir bulunur. Bölge aynı zamanda dağlıktır. Ülkenin en yüksek noktası 2756 m’lik Inthanon Tepesidir. Başşehir Bangkok, güneydoğuya doğru uzanan Dvaravati bölgesindedir. Dördüncü bölge Korat Yaylası, Mekong Nehrinin suladığı geniş bir bölgedir. Sonuncu bölge olan Güney Tayland, Malay Yarımadası üzerinde dar bir bölgedir. Ülkedeki mevcut ovalar umûmiyetle alüvyonludur. Sâhiller ise kumluk ve düzensizdir.

İklim

Tayland’ın iklimi bütün yıl hemen hemen sıcak ve nemlidir. Orta bölgelerde yer alan ovalarda sıcaklık nâdir olarak 18°C’nin altına iner. Kasım ve şubat aylarında hava sıcaklığı aşağı yukarı bu miktardadır. Mart ve mayıs aylarında ise bu rakam 38°C’ye kadar yükselir. Ortalama sıcaklık 28°C civârındadır.

Orta bölgedeki ovalar yağışlı bir atmosfer içerisindedir. Fakat, Barmese Dağları buralara gelecek nemli rüzgârları keserek yağış miktarını düşürür. Güney kıyı bölgeleri ortalama 5600 mm’lik yağış alırken, diğer bölgelerdeki yıllık yağış ortalaması 1000 mm civârındadır. Haziran ayından ekim ayına kadar yaz musonları ülkeye şiddetli yağışlar getirir. Tayland’da üç mevsim vardır. Mart-mayıs ayları sıcak, Haziran-ekim ayları yağmurlu ve Kasım-şubat ayları serindir.

Tabiî Kaynakları

Ülkenin bitki örtüsü oldukça zengindir. Baştanbaşa bütün topraklar yeşile bürünmüştür. Burma sınırında yer alan Salween Nehri civarı bölgeler, kıymetli “tik kerestesi” elde edilen tik ağaçları ve diğer bölgeler teng, yangı ve tekian gibi ağaçlarla kaplıdır. Bundan başka mangrov ve cevzülcinan cins ağaçları pekçoktur. Muson mevsimindeki sık yağışlarla bir tropik ülke olan Tayland, tropik bitki yetişmesi için çok elverişlidir. Sert ve yumuşak ormanların çeşitli yerli türleri ve geniş miktarda bambu ve Hint kamışı vardır.

Tayland’da en çok ve meşhur olan hayvan fildir. Öyle ki Tay hânedanlığının sembolü olmuştur. Maymun, Siyam kedisi, geyik, tapir, uçan maki, papağan, sincap, gibbon ülkede yaşayan diğer hayvanlardır. Ayrıca nesli tükenen kooprey (bir cins vahşi öküz) ve hog geyiği gibi nâdir bulunan hayvanlar da yaşamaktadır. Ülkede pekçok çeşitli tropikal kuş cinsi mevcuttur. Serçe, ötleğen, güvencin, bıldırcın, tavuskuşu, kumru, sülün ve leylek bunların başlıcalarıdır.

Ülkenin yeraltı kaynakları oldukça zengindir. Başlıca mevcut mineraller; antimon, kalay, petrol, gaz, kurşun, tungsten, manganez, demir, tuz, volfram, çinko, linyit ve alçıtaşıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Tayland yaklaşık 56.800.000 kişilik bir nüfûsa sâhiptir. Bunun % 80’lik bir ekseriyeti Tay soyu, geri kalanıysa Çinli ve Asyalı milletlerden teşekkül etmiştir. Ülkenin nüfus artışı % 3 civârındadır.

Sınır dağları ve en güney uç bölgesi üzerinde yaşayanlar hâriç, ülke insanları homojen yapıdadır. Tay halkı esas olarak Moğol asıllıdır. Taylılar Tay lisanını kullanırlar. Tay lisanı, ülkenin resmî dilidir. Ayrıca İngilizce yaygındır. Nüfûsun % 10’una yakın bir bölümünü meydana getiren Çinlilerse kendi dilleri olan Çinceyi kullanırlar. Tay ve Çin asıllı bu insanlar genellikle budisttirler. Ülkedeki Müslüman nüfusu % 7 dolayındadır. Tayland’da 200 Müslüman okulu ve 1500 câmi vardır. Daha çok, etnik olarak üçüncü büyük grup olan Malaylar Müslüman olmakla şereflenmişlerdir. Ülkede bir miktar Mon (Pegun), Kamboçyalı, Vietnamlı ve batılı insanlar da vardır.

Tay toplumu klan veya sıkı sınıf ayrılıkları taşımayan gevşek bir yapıdadır. Monogami âileler temel sosyal birim kabul edilir. Çoğunlukla köylerde yaşar ve tarımla uğraşırlar. Genellikle iç ticâret ve el sanatları bunların elindedir. Yalnız uzak mesâfelere yapılan ticâret Çinli tüccarların kontrolü altındadır.

Bangkok, ülkenin en büyük ve en gelişmiş şehri olup, Tayland’ın başşehridir. Yaklaşık iki milyonun üzerinde bir nüfûsa sâhiptir. Bangkok ile Tayland’ın diğer köyleri ve şehirleri arasındaki kültür ve ekonomik farklılık oldukça büyüktür. Tayland’ın diğer önemli şehirleri Ayuttuya, Korat ve Çiengmai’dir.

Tayland halkının yaklaşık % 84’ü okur yazardır. Özellikle 1950 yılından sonra eğitim ve öğretime önem verilmiştir. Yerli okullar yanında, birçok İngilizce öğretim yapan yabancı okullar mevcuttur. Ülkede yüksek öğrenim olarak, toplam 18 üniversite vardır. Eğitimle birlikte sağlık ve sosyal hayatta da önemli gelişmeler 1950 yıllarından sonra kendini göstermiştir. Uzun yıllar pekçok insanın ölümüne sebep olan sıtma hastalığı son yıllarda tamâmen kontrol altına alınmıştır.

Siyâsî Hayat

Tayland krallıkla idâre edilen bir ülkedir. Ülke, bir anayasaya sâhip monarşik bir yönetim sistemi içindedir. İdârî olarak 72 eyâlete (Changwat) ayrılmıştır. Tayland’da her eyâlet bir vâli tarafından idâre edilir. Eyâletler, bölgelere (Amphoe), onlar da küçük bölgelere (Tambol) ve bunlar da köylere (Muban) ayrılır. Önceki kral, aynı zamanda hükümet başkanlığı da yapıyordu. Sonraları bu görevi ortadan kaldırıldı. Yasama yetkisi 360 üyeli Millî Meclisin elindedir. Meclis üyeleri dört yılda bir halk tarafından seçilir. Tayland, Güneydoğu Asya ülkeleri teşkilâtı ASEAN (Association of Southeast Asion Nations) üyesi bir ülkedir.

Ekonomi

Tayland ekonomisi esas îtibâriyle tarıma dayanır. Toprak ve toprak mülkiyeti ülkede çok önemlidir. Orta bölgelerde yer alan ovalar, ülkenin ekilebilen en müsâit topraklarıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, pancar, meyve-sebze, pirinç, şekerkamışı, kokonat, tütün, biber, baharat, jüt, manyok kökü, hindistancevizi, fasulye ve pamuktur. Pirinç ülkenin dış ticâretinde en önemli üründür.

Tayland’ın toplam yüzölçümünün beşte üçüne yakın bir bölümü ormanlıktır. Kereste çok önemli bir gelir kaynağıdır. Diğer orman ürünleri arasında tik ağacı, mangal kömürü, hezaren (hintkamışı), lâk ve reçine (çam sakızı) de üretilir.

Tayland mâden bakımından çok zengin bir ülkedir. Dünyâda kalay üreten ülkeler arasında beşinci büyük ülkedir. Antimon, tungsten, demir ve manganez diğer önemli minerallerdir. Ülkede tabiî gaz üretimi gelişmiştir. Ayrıca petrol bulma çalışmaları son yıllarda artmış ve kıyı bölgelerde petrol bulunmuştur. Ülke tuz yönünden çok zengindir.

Tayland’da başlıca endüstri dalları; çimento, kâğıt, lastik, gıdâ, çelik, dokuma, elektronik, plastik, tahta, seramik, otomobil, montaj, ilâç, tekstil, elektrik âletleri, kereste, şeker, pamuk, tütün, ipek ve ipekli dokumadır. Son yıllardaki hükümet harcamaları geniş ölçüde, gübreleme, çimento, kalay tasfiyeciliği, petrol rafinerileri, asfalt yapımı, askerî güç üsleri, sulama kanalları ve havayolu ulaşımı alanlarına yapılmaktadır. Cam ve kâğıt endüstrileriyse gelişme yolundadır.

Tayland’ın en büyük ihraç maddesi pirinçtir. Bundan başka çeşitli tarım ve orman ürünleri de satar. Ticâreti daha çok, Japonya, ABD, Suudi Arabistan, Hollanda ve Singapur iledir. Turizm, ülkenin büyük bir gelir kaynağıdır.

Ülkenin güney bölgeleri Siyam Körfezine ve Andeman Denizine açıktır. Dolayısıyla bir kısım ticâretini Bangkok ve Sattahip limanlarından deniz yoluyla yapar. Ülkenin en işlek limanı Bangkok’tur Kanalların bulunduğu alanlarda gemi servisleri mevcuttur. Yaklaşık 84.764 km karayolu mevcut olup bunun % 40’ı asfalttır. Demiryolları yaklaşık 4000 km’dir. Ülkede târifeli sefer yapılan 23 havaalanı olup, Bangkok yakınlarındaki Don Muang Havaalanı milletlerarasıdır.

Balıkçılıkta, hem tatlı su hem de denizde balık avlanmasının geliştirilmesi hedef alınmıştır. Ormancılığın geliştirilmesi için ormanların sürekli bir program içinde çoğaltılmasına çalışılmaktadır.

TAYVAN


DEVLETİN ADI: Milliyetçi Çin (Tayvan) Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ: Taypey
YÜZÖLÇÜMÜ: 36.182 km2
NÜFUSU: 20.727.000
RESMİ DİLİ: Çince, Tayvan Dili, (Hakka Dili)
DİNİ: Budizm, Taoizm, Konfüçyüsizm
PARA BİRİMİ: Yeni Tayvan Doları

Batı Pasifik Okyanusunda, doğudan ve güneyden Çin Deniziyle çevrili, Çin Halk Cumhûriyetinin (kıyılarının) güneydoğusuna düşen bir Çin ada cumhûriyeti.

Târihi

Tayvan’a 17. yüzyıl başlarında büyük ölçüde Çinli göçü olmuştur. 1620’li yıllarda ada, Felemenklerin (Hollandalıların) kontrolü altında kalmıştır. 1895’ten 1945 yılına kadar 50 yıllık bir süreJapon idâresi altına girmiştir. İlk olarak Tayvan Devleti kendini Japon baskısı altında, 1 Ocak 1912’de göstermiştir. Mançu Sülâlesinin idâresine son verilmiş ve cumhûriyet îlân edilmiştir. Bu aynı zamanda genel mâhiyette olmak üzere Çin Devletinin başlangıcı sayılır. Bu devletin asıl kurulma başlangıç hareketiniyse 1911 Wuçang Ayaklanması meydana getirir.

Komünizmin 1949’da Çin’de rejim olarak yerleşmesi üzerine Çankayşek liderliğinde komünizme karşı olanlar birleşip, Milliyetçi Çin olarak devlet kurdular. Önceleri BM’ye üye bir ülke olan Tayvan, Kızıl Çin’in 1972’de BM’ye kabul edilmesi üzerine üyelikten vazgeçti. Bundan sonra iki ülke arasındaki gerginlik sürüp gitti. 1978 yılında ABD, Tayvan Cumhûriyetiyle olan münâsebetlerini sertleştirdi. 1979’da iki ülke arasındaki savunma anlaşması iptâl edildiyse de 1980’li yıllarda dolaylı ticârî ilişkiler kuruldu. Chiong Ching-Kuo’nun yönetimi sırasında ilk defâ muhâlefet partilerinin kurulmasına izin verildi. 1949’dan beri devam eden sıkıyönetim 1987’de kaldırıldı. 1988’de Chiong Ching-Kuo’nun ölümü üzerine yerine Lee Tenghui geçti. 1989Aralık ayında ilk defâ çok partili seçimler yapıldı.

Fizikî Yapı

Tayvan’ın yüzölçümü yaklaşık 36.182 km2dir. Bu yüzölçüme çevresindeki küçük adacıklar da dâhildir. Çin’den yaklaşık 130 km doğuda olup, esas kıtadan Tayvan Boğazıyla ayrılır. Kuzeyden güneye olan uzunluğu yaklaşık 393 km ve batıdan doğuya genişliğiyse 165 km kadardır. Çevresinde yaklaşık 77 tâne adacık vardır.

Tayvan toprakları doğuya doğru dikleşir ve batıya doğru da gittikçe yükselir. Orta bölgede yer alan Chungyang Shanmo dağ silsilesi ülkenin yarısına yakın bir bölümünü meydana getirir ve ada boyunca kuzeye ve güneye uzanan 4 büyük dağ zincirini ihtivâ eder. Bölgedeki zirvelerin çoğu 3500 m’yi aşmaktadır. En yüksek nokta olan Morrison Dağı 3997 m’dir. Doğu kıyı bölgelerindeyse Taitung Dağları bulunur. Kuzeydeki Tatun grubuysa volkanik dağlardan meydana gelmiştir.

Merkezî dağ silsilesinin etrafını 100 ilâ 500 m arasında değişen bir yüksekliğe sâhip olan dar bir etek bölgesi çevirmektedir. Buradan îtibâren arâzi yaylalara kadar alçala açala devam eder. Kıyı bölgeleri ve nehir havzaları oldukça düzdür. Batı kıyı bölgesindeki alçak yaylaları; sellerin ve gel-git olayının getirdiği topraklardan meydana gelmiştir.

Tayvan, esas olarak 35.966 km2lik büyük bir adayla toplam olarak 1255 km2 eden üç adacık grubundan teşekkül etmiştir. Bu gruplardan başşehri Makung olan Pescador Adaları 127 km2, Spartlay Adaları 0,7 km2 ve Pratos Adaları 1,5 km2lik yüzölçüme sâhiptir. Ayrıca Milliyetçi Çin Birlikleri, Kıta Çini önündeki Jinmen, Matsu ve Tungyin adalarını işgâl etmiş durumdadır.

İklim

TayvanAdası, Yengeç dönencesi tarafından iki bölgeye ayrılır. Dolayısıyla ülke iklimi, bulunduğu yerin coğrafî tesirlerinin etkisi altındadır. Ayrıca ada etrâfını, Sıcak Sapon veya Kara Akıntısı diye bilinen okyanus akıntısı çevirmiştir. Ada, kuzeydoğu kış musonları sebebiyle bol yağışlıdır. Bu bölge nispeten kuru bir hava içine girdiğinde, bu sefer güneybatı musonları güney Tayvan’a yağış getirir. Yıllık yağış miktarı aşağı yukarı 1000 ilâ 1500 mm civârındadır. Bu rakam dağlık bölgelerde 5000 mm’ye kadar ulaşır. Ortalama hava sıcaklığı yaz aylarında 25°-33°C arasında ve kış aylarında 10°C ilâ 15°C arasında değişiklik gösterir.

Tabiî Kaynakları

Tayvan tropikal bitkilerden, yüksek dağ bitkilerine kadar değişen çeşitlilikte zengin bir bitki örtüsüne sâhiptir. Ülkenin yaklaşık % 60’ını ormanlar kaplamıştır. Alçak bölgelerde çoğunlukla bambu ve akasya tipi ağaçlar bulunur. Biraz daha yükseklerde alt tropikal ve orta sert tahtalık ağaçlar vardır. Daha da yükseklerde 200 çeşide yakın ağaç türü yetişir. Bunlardan selvi, meşe, köknar, çam ve lâdin ağaçları ekseriyeti teşkil eder. Ayrıca az da olsa mangrov, eğreltiotu, banyan (hintinciri), açalya (Amerikan hanımeli), zambak ve rodedendron türü bitkiler oldukça çoktur.

Tayvan’da hayvan cinsi olarak genellikle geyik, keçi, yaban domuzu, maymun türleri, manda ve sarı öküz yetişir. Yaklaşık 12’si zehirli olmak üzere 37 tür de yılan çeşidi vardır. Kıyılarıysa zengin balık kaynağıdır.

Ülkede 70’in üstünde mineral elde edilir. Bunların en önemlisi kömürdür. Bundan başka mermer ve kireçtaşı da oldukça boldur.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Tayvan’ın nüfûsu yaklaşık 20.727.000’dir. Nüfus artışı % 2 dolayındadır. Ülkenin nüfus yoğunluğu 553’tür. Nüfûsu meydana getiren insanların % 98’ine yakın bir bölümü esas olarak Han Çinlileri soyundan gelmektedir. Ayrıca Endonezya kökenli bir kısım insanlar da mevcuttur. Çinli nüfûsun büyük bir kısmı Kızıl Çin zulmünden kaçan insanlardan müteşekkildir. Ayrıca bir miktar da Malezyalı ve Polinezyalılar vardır.

Nüfûsun % 60’ına yakın bir bölümü şehirlerde, geri kalanı da köylerde bulunur. Çince resmî dildir. Fakat bugünkü konuşulan Çince, Kızıl Çin’de konuşulandan farklı olarak, Eski Çincedir. Bundan başka Tayvan dili de yaygındır. Özellikle Hakka ve Fukien lehçeleri konuşulur.

Ülke insanlarının büyük bir bölümü Konfüçyüs inancına bağlıdır. Ayrıca Taoist ve Budistler de vardır. Son yıllarda İslâmiyet, diğer dünyâ ülkelerinde olduğu gibi burada da hızla yayılmaktadır. Hâlen 350.000’i aşkın Müslüman yaşamaktadır.

Halkın okuma-yazma oranı % 80 dolayındadır. Eğitim ve öğretim Çincedir. Çocukların milliyetçi olarak yetişmelerine çok dikkat edilir.

Tayvan, Çince “Tay-Van” kelimelerinden gelmektedir. Ülkenin resmî adı Milliyetçi Çin veya Çin Cumhûriyetidir. Ayrıca Formoza Devleti olarak da bilinir. Başşehri Taypey’dir. Diğer önemli şehirleri Takao, Tainan, Kiilun, Kagi, Tartya, Syâkwo, Hertâ ve Kwarrenko’dur.

Siyâsî Hayat

Tayvan, cumhûriyetle idâre edilen bir ülkedir. Hemen hemen sınırsız yetkileri hâiz cumhurbaşkanı 6 senede bir millî meclis tarafından seçilir. Millî meclisi meydana getiren yasama meclisi 386 üyeden ve denetleyici meclisiyse 60 üyeden meydana gelir. Ayrıca başşehir Taypey, ayrı bir eyâlet parlamentosuna sâhiptir. Taypey sitesininse yine kendine âit bir parlamentosu vardır. Ülke idârî olarak bir merkez, 4 eyâlet ve 16 il (Hsien)e bölünmüştür. Her ilin, kendisine âit kazâ ve nâhiyeler üzerinde geniş nüfuz ve selâhiyeti mevcuttur.

Ekonomi

Tarım, Tayvan ekonomisinin ana unsurudur. Yaklaşık toprakların dörtte biri ekilidir. Pirinç ve çay en önemli iki üründür. Bundan başka tatlı patates, buğday, yerfıstığı, soyafasulye, darı, muz, şekerkamışı ve yerelması da yetiştirilir. Nüfûsun % 45’i tarım alanında çalışır. % 25’lik bir bölümse sanâyi sektöründedir.

Ticâretini daha çok, ABD, Japonya, Kuveyt, Suudi Arabistan, Hong Kong ve Birleşik Almanya ile yapar. Dışarıya tekstil, kimyâ ürünleri, kereste, şeker, çay, pirinç, ananas, mâdenler, tuz ve muz, endüstri ürünleri ve elektrik, elektronik âlet ve malzemeleri satar.

Ülkedeki başlıca endüstriler şunlardır: Şeker, petrol, kömür, alüminyum, gübre, alkali, makina, elektrik enerjisi, balık, gemi yapımı, (metal) mâdencilik, tekstil, elbise ve kumaş, elektrik ve elektronik, cam, kâğıt ve kimyâ endüstrileri. Yeraltı mâdenleri oldukça zengindir. Kömür, kireçtaşı, mermer, alüminyum ve petrol başlıca önemli mineralleridir. Dışarıdan petrol, çeşitli mineraller, kereste ve çeşitli sanâyi ürünleri satın alır.

Tayvan ayrıca turizm bankacılık ve sigortacılık alanlarında da söz sâhibi bir ülkedir.

Yaklaşık olarak 19.945 km uzunluğundaki karayolu sistemi ve 4800 km civârındaki demiryolu uzunluğu ülke ulaştırması için kâfi gelmektedir. Karayollarının % 85’i asfalt kaplamadır. Deniz ve hava ulaştırma sistemiyse hem iç, hem de dış hat seferler olmak üzere oldukça gelişmiştir. Taoyünan ve Kao-hsiung’da milletlerarası havaalanı vardır.







 
 

ormela.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=